Sanırım rahatladım.
Güneşin çimlerdeki hali, o içimi ısıtan, kanımı kaynatan resmi çekmişti beni. Önce uzanmak istiyordum. Uzandım. Çimenlerin hafif bir kokusu olsaydı iyiydi. Hayır, belki biraz da soğuk olsunlar istiyordum. Oldular.
Sonra şortumdan kurtulmuş dizlerim tatlı ışıkla sıcak sıcak kaynasın istiyordum. Gölgem karıncalar serinlesin diye düşündüğümü de hatırlıyorum. Kendime fazla değer biçiyordum. Ama şimdi bunların hiçbiri tam anlamıyla olmayınca, çetin, amansız bir kış gününde bulmadım kendimi. Etrafımda yabanın soğuğu yok. Aç ayılar mı? Onlar da yok. Beyazı görmüyorum, etrafımda hiçbir şey yok. Çorak bir toprak, birkaç kaya, bir ağaç, hayır, bir ağacın gölgesi, bir kuş, bir parça ay. Kanım hiç mi hiç kaynamıyor. Öfkeliyim. Ama, rahatladım. Sanırım.
3 Nisan 2019 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi
Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...
-
Akşamüstü. Cuma yahut perşembe. Saat neredeyse altı olmuş. Mesai bitmemiş ama bitirdim. Yerimden kalktım, vedalarımı ettim, asansöre yöneldi...
-
Sanki bir şey olacak. Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzga...
-
Özlem her yanımda. İçimde. Beynimde. Gözlerimin arkasında. Bazen izliyor. Plastik sandalyelerin kırık kolluklarında kendisini buluyor. Sarı ...