29 Haziran 2026 Pazartesi

sesimden korkuyorum.

 Uzun zamandır bir şey yazmıyorum buraya. Hiç yazmıyor değilim de, yazdıklarımı kendimle sınırlı tutmaya çalışıyorum, diyelim. Aslında, kaçırıyorum, daha doğru bir ifade olacak. Kaçıyor, yazdıklarımı kaçırıyor, saklıyorum tüm gözlerden. Uçtan uca şifreli sistemlerle korunan dijital günlük app'leri işimi görüyor. Şifresini sadece benim bildiğim, benden başkasına cevap vermeyen bilinçli bir kayanın ardındaki mağaranın içinde gizliler. O kadar gizliler ki bazen ben bile bulamıyorum.

Gerçi bundan dert devşirmiyorum kendime. Sanırım benim için başka türlüsü mümkün olmadı hiçbir zaman. Gerçekten hissettiğim yahut düşündüğüm şeyleri öylece yazamadım. Hala yazamıyorum. Kimsenin görmeyeceğinden emin olmam gerek. Sesim çıksın fakat kimse duymasın istiyorum. Sesime güvenmediğimden değil. Sesimden korkuyorum. Bana söyleyeceklerinden. Çünkü bir kez duyarsam, duymamış gibi yapmam bir daha. Harekete geçmeden yaşamaya devam edemem.

Duymamış gibi yapamayacağım bir şeyleri söyleyeceğimden emin olacak kadar neler söyleyebileceğini hissetmek huzursuzluğu yaygın bir hastalık mı? Bilmiyorum. Tedavi beklemekten uzun zaman önce vazgeçtim. İhtiyacım olan tedavi edilebilir olduğunu bilmek sadece.

...

En son buraya yazdığımdan beri neler değişti? Kısa cevap: Hiçbir şey. Geri, değiştiğini sandığım zamanlar oldu. Sanmaktan öte buna "inandım" da. Bir şeyler değişir, değil mi? Daima değişir. Değişim kaçınılmaz değil midir? Zorunluluktur hatta. Bir şeyler değişmiş "olmalıdır". Bunun bir olgu olduğu savunacak çok insan tanıyorum. Ancak anlamadığım şu, değişen o şeyi bulamadığımızda, bir şeylerin değiştiğinden ne denli emin olabiliriz ki? Değişime inananların, değişimi yaşayanların, hep şahit olanlar olması üstünkörü bir rastlandı olamaz.

Bende bir şeyler değiştiyse şahit olmadım. Günlerim sıradan, kaygılarım kıvrak ve kaçıngan. Yaşayamamak korkusu içimde, yolun yanlış olduğu şüphesi adımlarımı takip ediyor.

Şimdi, her ne kadar yukarıda dediklerimi tamamen boşa çıkaracak bir şey olsa da, söylemem gerekiyor ki yaşlandığımı hissediyorum. Soluklarımda. Omuzlarımda. Beklediğimden daha erken olsa da sağlığımda. Ancak şunu öğrendim, gerçekten yaşlandığını hissetmek, yaşlandığını hissedeceğinden korkmak kadar sancılı bir deneyim değil. 

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...