Sanki bir şey olacak.
Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzgarı keseceğim. Sanki parmaklarım bükülecek, dikenli otların henüz ben çok küçükken ellerimde açtığı silik yaralar, ancak şimdi kapanacak. Rüzgar merhamet edecek belki yahut iliklerine kadar düşman kesilecek. Sanki ben havayı yaracağım enine boyuna ve mahzun esinti, alelade varlığımın etrafında tavaf edecek. Bir şeyler olacak sanki.
Hissediyorum.
Kalbim midemde atıyor. Kalbim devamlı yer değiştiriyor. Az önce bağırsaklarımdaydı, belki orada kalmalıydı. Artık boynuma yükseliyor ve bir noktada beynime girecek. Sanki bir şeyler olacak ve kalbim eski yerine dönecek. Sanki kalbim, yeniden atmaya başlayacak. Sanki kalbim beni daima attığına inandıracak. Bir balık gibi çırpınırken düşleyeceğim onu, soğuk, mavi sularda. Sanki bir şeyler olacak bu maviliklerde ve bana olacak. Ölecek miyim?
Bazen kokusunu alıyorum.
Yürüyorum sahilde. Kordon boylu boyunca uzanıyor. Denizin sesi zar zor duyuluyor. Yaklaşınca pisliği yüzüme vuruyor. Ve birkaç kağıt var, tükenmez kalemlerin dayanıksız mevcudiyetini kovan. Dilekler ayrılıyor kağıtlardan. Benimkiler de var mı aralarında diye eğiliyorum. Sanki biraz daha yaklaşsam atlayacağım o suya ve pahalı defterlerden nazikçe koparılan sayfaları yutacağım. Sanki bir dilek tıkayacak soluk borumu, mürekkep boyayacak boğazımı, genzimi, kalbimin henüz terk ettiği kaynayan midemi ve belki de ben ancak o zaman tam manasıyla nefes alabileceğim.
Yüzmeyi biliyorum.
Denize batabilirim. Batarsam çıkarım. Yüzeyde kalabilir, beklemeye orada devam edebilirim. Uyuyabilir, dinleyebilir, çok susarsam tuzlu deniz suyunu içebilirim. Bir teni deniz altında hissedebilirim. Kaldırabilirim herkesi denizde. Ellerim kaygan sırtlarını tutamaz, sıyrılıp usulca, daha sıkı kavrar dizlerime oturturum. Ben batsam bile, gün ışığı akmaya devam eder. Boynuma dolanmış kollar engeller yanmamı. Sıcak, tuzlu. Sanki iki hafifmeşrep iki balık gibi.
Öpüyorum.
Dudaklarım soyuluyor. Sorun değil. İlaçlarım. Yumuşak, tatlı kremleri sever, sürerken de bir o kadar utanırım. Bir öpücüğün tende bıraktığı hislerde başlar soyulmalarım. Sanki bir başkası öper de ben ancak hissederim. Dudakların ıslaklığı bulaşır sakallarıma. Sakallarım ıslanmış gibi gelmez. Sıcak ve ıslak dudaklar öperim, sıcak ve ıslak dudaklarımla. İlk öpücüğüm hep sorulur bana, oysa ben hiç gerçeği söylemem. Sanki, ben sanki'si olmayanlardan biriyim.
Yaşıyorum.
Dosyalar arasında, yüksekte. İçim sürünüyor. Şimdi, tam şu an. Yukarıdan bakıyorum. Sanki gökyüzü oluverdim. Yaşadığım günleri izleyebiliyorum. Yüksek Mahkemeler kurulu her birinde. Sanki başka bir dünyaya bakıyorum. Çok zaman geçti. Kışları eskiden daha katı, daha karlı hatırlıyorum. Yağmurun ise merhametli bir tavrı vardı. Ve ben bir zamanlar olabileceğim insanları düşünürdüm. Sanki kaygısızdım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder