20 Aralık 2018 Perşembe

suçlu

Başka bir insanın anılarına bakarken, başka bir defteri doldururken, başka bir kalemle yazarken düşlüyorum kendimi. Defter yumuşak, kalem kayıyor yahu! Sonra anılar çok canlı, yazılmak istiyorlar. Gönlüm bir hoş, gönlüm umarsız, gönlüm neşeli, gönlüm neşesiz, özlem duyuyor, bıkıyor, sertleşiyor, parçalanıyor, gönlüm duruyor. Gönlüm masum. Sıradışı olan his içimi dolduruyor. Kendime geliyorum. Defter bitmiş, yırtık mı o? Kalem titriyor, anılarım saklanıyor, anılarım yok oluyor. Sanki ben yaşamamışım. Gönlüm var bir de neşesiz, neşeli, umutsuz, umut dolu; suçlu hissediyor.

19 Aralık 2018 Çarşamba

oydu

Krem renginde sıradan duvarlar, eski bir dolap, içi zorla doldurulmuş, iki yatak, biri dolu, eskimiş ve birbirinden farklı halılar, yerde, uyumsuz, rahatsız bir masa, öylece durmuş. Oda böyleydi. Sıkıcıydı. Sessizdi. Oda, oydu. Eskimişti, temiz kokması tuhaf gelirdi. Tek bir lambası vardı, ölmüşçesine sallanan, etrafı pislik tutmuş. Pislik, oydu. Tuhaf gelirdi duvardaki nemli harita. Karası yoktu. Kokusuz olması saçmaydı. Koku, oydu. Yerinde durmaktan kesinlikle kaçınan çarşaf, onun üstüne düşen ışıklar, ışıkların kaynağı gece lambası ve havada süzülen toz parçaları rahatsız ederdi onu. Rahatsızlık, oydu.

4 Aralık 2018 Salı

orada




Birdenbire, işte, oradaydım. Yine o sert, soğuk ve can sıkıcı rüzgâr vuruyor yüzüme. Denizden aldığı tüm öfke, gizem, heyecan içime akıyor. Hayaller alemine dalıyorum, çok önceleri, yıllar öncesi gibi, her zaman yaptığım gibi. Cesurum. Korkusuzum. Meraklı mıyım? Dalmak mı istiyorum? Kendim olmadan geçirdiğim saatler beliriyor o denizde, hemen orada, elli metre kadar önümde, dar bir kıyı şeridinin hemen ardında. Kendimi bekliyorum. Kanım hızlanıyor, kalbim yönlendiriyor. Fakat zihnime ulaşamıyorum, düşüncelerim benden kaçıyor, sadece hayaller var şimdi. İşte, yine oradayım. Oradan hiç ayrıldım mı? Karşıda, denizin bittiği yerde yükselen kara ve onu aşan dağların ardında mavi bir güneş gülümsüyor. Neden her zaman orada olduğunu merak etmiyorum, onu ilk defa fark ediyorum. Biraz sonra ise unutacağımın farkındayım. Unutmak istiyorum. Yine o rüzgâr suratıma vururken bu kez anılar içime akıyor. Denizin anıları, benim anılarım, başkalarının anıları. Sessiz bir dinginlik içindeymişim gibi geliyor, ama denizle aramda, kıyıdan daha yakın bir mesafede delice sallanan ağaçlar bana hatırlatıyor; o haşin ses nerede? Savrulmanın, çaresizliğin sesi. Diz çökmenin ve öylece kalmanın sesi. İşte, yine oradayım. Rüzgâr her zamankinden sert. Deniz tanıdık değil, unuttuk birbirimizi. Ardında güneş var, mavi mavi parlıyor. İlk defa fark ediyorum onu. Unutacağım hemen sonra, biliyorum. Unutmak istiyorum.





3 Aralık 2018 Pazartesi

daima sessiz


Sonlardan korkmazdım bu kadar; takipçisi sessizlik olmasaydı. Biçare, yalnız, daima orada duran yalnızlığın karşısında. İçinde.

Hep korktuğum yerdeyim işte. Ertelemeye çalıştım ama başarısız olacağımın farkındaydım. Kesin bir bilme bu, kaçınılmaz. Sonunda yine onunla karşılaştım. Şimdi buraya yazarken sanki birileri okuyacak da utanacağım gibi hissediyorum. Yakalandıktan sonra kaçmanın ne anlamı var, yalnızlık bu. Her tarafımda, kalbimde, zihnimde; iliklerime kadar işlemiş bir yalnızlık bu. Kötü, soğuk ve sessiz. En çok sessiz ama, daima sessiz. Kurtulmanın yolu yok. Odayı doldursa da müzik, o, orada. Hemen birkaç metre ötede, çokça aydınlıkta, ama orada. Bekliyor, bana bakıyor. Ona bakıyorum. Gözlerim kapanıp açılıyor, ama o orada. Kapalıyken de orada ve olmaması umuduyla gözlerimi açtığımda da orada. Hep orada. Kovulamaz ve üzerine edilen lanetlere karşı çok güçlü. Ilık, yumuşak, baharı anımsatan bir sese ihtiyacım var. Hep vardı ama hiç bu kadar ayırdına varmamıştım bu gereksinimin. Şimdi, karşımdayken, bana bakarken, içime işlerken, beni ele geçirirken, sanki yıllardır onun değilmişim gibi; hayır, aptal bir gurur ya da pervasız bir cesaret istemiyorum, sadece gerçeği haykırmak ve sadece gerçek olmak istiyorum. Bir sese ihtiyacım var; duymayı beklediğim türden.

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...