3 Aralık 2018 Pazartesi

daima sessiz


Sonlardan korkmazdım bu kadar; takipçisi sessizlik olmasaydı. Biçare, yalnız, daima orada duran yalnızlığın karşısında. İçinde.

Hep korktuğum yerdeyim işte. Ertelemeye çalıştım ama başarısız olacağımın farkındaydım. Kesin bir bilme bu, kaçınılmaz. Sonunda yine onunla karşılaştım. Şimdi buraya yazarken sanki birileri okuyacak da utanacağım gibi hissediyorum. Yakalandıktan sonra kaçmanın ne anlamı var, yalnızlık bu. Her tarafımda, kalbimde, zihnimde; iliklerime kadar işlemiş bir yalnızlık bu. Kötü, soğuk ve sessiz. En çok sessiz ama, daima sessiz. Kurtulmanın yolu yok. Odayı doldursa da müzik, o, orada. Hemen birkaç metre ötede, çokça aydınlıkta, ama orada. Bekliyor, bana bakıyor. Ona bakıyorum. Gözlerim kapanıp açılıyor, ama o orada. Kapalıyken de orada ve olmaması umuduyla gözlerimi açtığımda da orada. Hep orada. Kovulamaz ve üzerine edilen lanetlere karşı çok güçlü. Ilık, yumuşak, baharı anımsatan bir sese ihtiyacım var. Hep vardı ama hiç bu kadar ayırdına varmamıştım bu gereksinimin. Şimdi, karşımdayken, bana bakarken, içime işlerken, beni ele geçirirken, sanki yıllardır onun değilmişim gibi; hayır, aptal bir gurur ya da pervasız bir cesaret istemiyorum, sadece gerçeği haykırmak ve sadece gerçek olmak istiyorum. Bir sese ihtiyacım var; duymayı beklediğim türden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...