Sonlardan korkmazdım bu kadar; takipçisi sessizlik olmasaydı. Biçare, yalnız, daima orada duran yalnızlığın karşısında. İçinde.
Hep korktuğum yerdeyim işte. Ertelemeye çalıştım ama başarısız
olacağımın farkındaydım. Kesin bir bilme bu, kaçınılmaz. Sonunda yine onunla
karşılaştım. Şimdi buraya yazarken sanki birileri okuyacak da utanacağım gibi
hissediyorum. Yakalandıktan sonra kaçmanın ne anlamı var, yalnızlık bu. Her tarafımda,
kalbimde, zihnimde; iliklerime kadar işlemiş bir yalnızlık bu. Kötü, soğuk ve
sessiz. En çok sessiz ama, daima sessiz. Kurtulmanın yolu yok. Odayı doldursa
da müzik, o, orada. Hemen birkaç metre ötede, çokça aydınlıkta, ama orada.
Bekliyor, bana bakıyor. Ona bakıyorum. Gözlerim kapanıp açılıyor, ama o orada.
Kapalıyken de orada ve olmaması umuduyla gözlerimi açtığımda da orada. Hep
orada. Kovulamaz ve üzerine edilen lanetlere karşı çok güçlü. Ilık, yumuşak,
baharı anımsatan bir sese ihtiyacım var. Hep vardı ama hiç bu kadar ayırdına
varmamıştım bu gereksinimin. Şimdi, karşımdayken, bana bakarken, içime
işlerken, beni ele geçirirken, sanki yıllardır onun değilmişim gibi; hayır, aptal
bir gurur ya da pervasız bir cesaret istemiyorum, sadece gerçeği haykırmak ve
sadece gerçek olmak istiyorum. Bir sese ihtiyacım var; duymayı beklediğim
türden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder