4 Aralık 2018 Salı

orada




Birdenbire, işte, oradaydım. Yine o sert, soğuk ve can sıkıcı rüzgâr vuruyor yüzüme. Denizden aldığı tüm öfke, gizem, heyecan içime akıyor. Hayaller alemine dalıyorum, çok önceleri, yıllar öncesi gibi, her zaman yaptığım gibi. Cesurum. Korkusuzum. Meraklı mıyım? Dalmak mı istiyorum? Kendim olmadan geçirdiğim saatler beliriyor o denizde, hemen orada, elli metre kadar önümde, dar bir kıyı şeridinin hemen ardında. Kendimi bekliyorum. Kanım hızlanıyor, kalbim yönlendiriyor. Fakat zihnime ulaşamıyorum, düşüncelerim benden kaçıyor, sadece hayaller var şimdi. İşte, yine oradayım. Oradan hiç ayrıldım mı? Karşıda, denizin bittiği yerde yükselen kara ve onu aşan dağların ardında mavi bir güneş gülümsüyor. Neden her zaman orada olduğunu merak etmiyorum, onu ilk defa fark ediyorum. Biraz sonra ise unutacağımın farkındayım. Unutmak istiyorum. Yine o rüzgâr suratıma vururken bu kez anılar içime akıyor. Denizin anıları, benim anılarım, başkalarının anıları. Sessiz bir dinginlik içindeymişim gibi geliyor, ama denizle aramda, kıyıdan daha yakın bir mesafede delice sallanan ağaçlar bana hatırlatıyor; o haşin ses nerede? Savrulmanın, çaresizliğin sesi. Diz çökmenin ve öylece kalmanın sesi. İşte, yine oradayım. Rüzgâr her zamankinden sert. Deniz tanıdık değil, unuttuk birbirimizi. Ardında güneş var, mavi mavi parlıyor. İlk defa fark ediyorum onu. Unutacağım hemen sonra, biliyorum. Unutmak istiyorum.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...