31 Aralık 2024 Salı

2024

 

Geçen yıl yeni yıla girerken, bir ara, birkaç hafta yani, yeni yıldan bir şey dilememeye karar vermiştim. O, “Beklentiye girmek istemiyorum”cular gibi değil, onları da anlıyorum gerçi, fakat benimki daha farklı bir haldi. Hissiz de değildim. Hayal kırıklığı beklentisi içinde değil, hayal kırıklığı içindeydim. Esasında fena bir yıl değildi. Hayır, hiç değildi. Buse’yi bulmuştum. Sadece… Zihin sağlığım için müthiş bir yıl değildi. Neyse, bu o yılın konusu.

Nitekim yine de son dakikada bir şeyler karalamış, kendime hedefler koymuştum. Hayatımda ilk defa şimdi yazılı bir şekilde önüme duran hedeflere bakıyorum yıl sonunda. Buraya yazmayacağım. 10 hedef koymuşum. 10 temenni demek daha doğru olur belki de. Her ne kadar yazmayacak olsam da yine de numaralandırarak “savunma” vermeyi tercih edeceğim.

 

1-Biraz yaptım, biraz yapamadım. Beklediğimden bir hayli daha zordu. Beceremedim. Kurtulamadım. Fakat sanırım, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, elimden geleni yaptım. En azından yılın ikinci yarısı.

 

2-Hiçbir anlamda beceremedim. İnsan yapmayı hedeflediği ve yapamadığı şeylere bakınca, ki bu eyler bir olanaksızlıktan değil de iradesizlikten kaynaklanıyorsa, kendine olan güvenini pek de kaybetmiyor esasında. Tuhaf. Belki de bilinçaltında gerçekleşen şeylerdendir bu husus da.

 

3-Azıcık yaptık, azıcık yapamadık. -dık.

 

4-Elimden geldiğince yaptığıma inanıyorum.

 

5-Bambaşka bir yolda ilerledim, o yüzden bununla ilgili kendimi suçlayamam. Hayat biraz da böyle bir şey nihayetinde.

 

6-Yapmadım.

 

7-Yapmadım, aksine negatif durumun daha da artmasına sebep oldum.

 

8-Bir kısmını gerçekleştirdim bir kısmını yapamadım. Son kısmı ise yaptım.

 

9-Yapmadım. Hayatım boyunca yapamamaktan korkuyorum. Bazen, yapmayı erteledikçe özellikle, yapamadan ölecek olmak fikri zihnime kazınıyor.

 

10-Başaramadım. 

Zaman geçiyor ve belli bir dilimine sıkıştırdıklarımız bazen ne tam uyuyor o aralığı ne o aralığı genişletiyor ne de herhangi bir şekil kazanıyor. Orada, öylece, yitip gidiyor. Yitirilen bir şey olmak istemem, özellikle benim yitirdiğim bir şey ise bu.

2024’te neleri kaybetmem gerektiğini öğrendim. Kaybetmeyi kabullenmem gerektiğini öğrenmekte ise bir hayli zorlanıyorum. Anlamsızlık dört bir yanımda. Direnmek için elimden geleni yapıyorum.

11 Aralık 2024 Çarşamba

27

 

Mutluluk kaybedilenler arasındadır. Vaktiyle bir filmde böyle duymuştum. Baştan sona izlediğim bir film değildi sanırım. Kesitlerde görmüştüm. Mutluluk kaybedilenler arasındadır.

O zamandan beri sık sık aklıma gelir bu söz. Sadece mutluluk olarak da değil, geçen günlerde bir dostuma da söylediğim gibi, her duygu böyle. Her his böyle. Sözgelimi; kavrar bizi önce, ince ince, kapılırız, sonra yiter, solar hızlı hızlı ve bazen de yavaş yavaş, ama nihayetinde yok olur. Kaybolur. Kaybolmayacak bir mutluluk yoktur. Bu yüzden mutluluk, sevinç, neşe, özlem, keder, yas, hüzün, öfke... Hepsi, yalnızca kaybedilenlerdir. 

Benim için günün önlem ve anlamına binaen aklıma gelen ilk kaybedilen heves oluyor. Hevesimi kaybettim. Yeni değil, dün olmadı, önceki gün de; yıllara yayılan bir hadise bu. Çaresiz. Fakat özellikle bugün kendini hissettirmesinin sebebi... Eh, doğum günüm. Ve ben, doğum günüme, bunun altında yatan yeni bir yıla, yaşa giriyor olmaya dair hevesimi kaybettim. Hiçbir şey hissetmiyorum. Eskilerin ve kimi arabesk satarların yarattığı bir melodram içinde değilim. Berduş, biçare, yıkık ve dahi karamsar da değilim. Sadece bir şey hissetmiyorum. 

Gelip geçen yılların, gelip geçmeleri dışında herhangi bir etkisini hissedemiyorum. Yine yılların geçeceği bilgisi üzerimde hiçbir baskı kurmaksızın, hiçbir şey hissettirmeksizin duruyor ve geriye kalan her şeyin üstünü örtüyor. Yine yıllar geçecek. Bense karanlık ve soğuğun ne vakit eyleme geçeceğini merak ediyorum. Kimi zaman. 

Mutlu güzel şeyler de olabilir elbette. Muhakkak olacaktır da. Ne zaman? Hiçbir fikrim yok. Kimin var ki? Fakat bir şekilde biliyorum. Olacak, yaşanacak, bulunacak ve nihayetinde kaybedilecekler. Sonsuz bir döngü içerisinde kavrulmaktan başka elden ne gelir ki? 

27. 

Bu yaşın farklı cenahlarda farklı anlamları, farklı kimselerce girilen farklı beklentileri var... Kendi adıma ne uzak ne de yakın olmanın; tam da ortada kısılıp kalmanın ceremesini çekiyorum yalnızca. Ne bu yoldan gidebiliyorum ne de ötekinden. Belki kapana kısılmışlığımı da kaybetsem yeni yaşımda biraz rahat ederim. Kim bilir?

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...