19 Ocak 2024 Cuma

sıkılmaları kabullenmeler

Eh, bazı şeyleri kabullenmek gerekiyor. Bunun için de zaman zaman bakış açımızı değiştirmekten başka çaremiz kalmıyor. Fakat bu yazıldığı gibi basit bir süreç değil; zira insan tam anlamıyla mekanik bir varlık değil. Bazen, bazı farkındalıklar plansız, anlık ve amaçsızdır. 

Hayatım boyunca her şeyden sıkıldım. Hemen değil, bir anda yahut kaygısız bir şekilde de değil fakat öyle ya da böyle, belli bir sürenin sonunda sıkıldım. Bir şey ilgimi çekiyor, kapılıyorum, o an belki de dünyanın sonuna değin o işi yapabilirim gibi geliyor. Hatta kendimi güvende hissediyorum. Ne olursa olsun, başıma ne tür feci şey gelirse gelsin, o işi yaparak mutlu olabilirim gibi hissediyorum.


Yalnız mı kalacağım? Varsın kalayım, yapmaktan mutlu olduğum şeyler var ve onları yaptıkça asla sıkılmayacağım, üzülmeyeceğim, yanmayacak canım. 


Bir hafta sonra ise… Sıkılıyorum. 


Ve açıkçası bu yönüm ile bayağı bir çatışma içindeydim. Mutlu değildim, korkuyordum, kendimi güvensiz buluyordum. İstediğim bu değildi çünkü. Daldan dala atlamak gayesi midemde yüzmüyor. 


Ben bir şeylere kapılmak, daha çok kapılmak, o şeyde yok olmak istiyordum. Belki her insan böyledir ve yine her insan olmak istediği gibi onları istedikleri ve yaptıkları üzerinden, en azından bu konuda, pek değerlendirmiyorum. Fakat bazı insanlar var, belli bir uğraşla hayatlarını geçiriyorlar ve bu katiyen bir zayıflık değil. Şanslılar. 


Sadece… Ben onlardan değilim. 


Bir hafta borsacı oluyorum, belki de bir ay, tüm app’ler iniyor mesela telefonuma, youtube kanalları takip ediyorum, öğreniyorum, detaylara hakim oluyorum. Sonra sıkılıyorum. 


NBA takip etmeye başlıyorum. Takımım, favori oyuncularım oluyor. Analizlerini izliyorum. Oyunlarını oynuyorum, sabaha karşı maçlarını izliyorum. Taraftarlık ediyorum. Reddit’te fanların muhabbetlerine katılıyorum. En fazla iki hafta sonra sıkılıyorum.


Sanatçı bir ruha bürünüyorum. Kendimi özgür ve dağınık hissediyorum. Tüm hayatım bu eksende olmalıymış gibi. Sonra… sıkılıyorum ve normal bir yaşantı, akşamaları evde basit bir film izleme fikri kafi geliyor. 


Bahis oynuyorum. Oranları, incelikleri öğreniyorum. Kendim analiz yapıyorum. Maçları takip ediyorum. Keyif alıyorum. Kazanıyorum da. Evet, ta ki sıkılana kadar. 


Bunların yanında sayısız örnek verebilirim, sanırım. Fakat bir şey değiştirmez. Önceleri çok üzülürdüm bu konu hakkında. Fakat sanırım son bir aydır memnunum. Kendim hakkında bu denli küçük, afaki bir konuyu kabullenmem beni bir hayli rahatlattı. Huzur içindeyim. Başka türlüsü olmuyor çünkü, yapamıyorum ve denemenin bir anlamı yok. Sorun yok çünkü. 


…


Sorun yok.


Her ne yapıyorsam bir hafta sonra sıkılacağım. Hemen sonra ise, bir başka uğraşa geçeceğim. Ve bu, çocukluk hayalim olan “her şeyi yaşamak” ülküsüne beni en çok yaklaştıran şey esasında, her ne kadar geç fark etmiş olsam da. 


5 Ocak 2024 Cuma

hissetme hatası

İnsan gelgitlerden ibaret bir varlık mı? Yani tamamen, başka hiçbir şeye yer bırakmadan, sadece bundan olmamızdan çok korkuyorum. Çünkü bir hayli yorucu bir şey bu. 

Kafamda sürekli şüpheler var. Her konuda. Şüphelerim hakkında bile şüphelerim var. Ve bazı bazı var olmak istemiyorum. Hayır, intihara meyilli bir ifade değil bu. Yaşamıma son vermek istemiyorum. Sadece, keşke hiç var olmasaydım, diyorum. Var olmanın bir ağırlığı yok, düşünülenin aksine. Ne iyi ne kötü. Çoğu şeyi hissederek anladığımı düşünüyorum. Beni en çok zorlayan da bu alışkanlık. Alışkanlık? Var olma hali. 


Orhan Veli’yi ne kadar çok sevdiğim bilinen bir şey. Bayılıyorum. Tapıyorum. Gündem malum, kendisine şair diyen bir piç sebebiyle birkaç kötü şiir okudum ve bu yüzden, arınmak adına, sevdiğim şiirleri okumak istedim. “Zamanla anlıyor insan dünyayı.” diyor Orhan Veli. Çok basit, sadece bir ifade. Tekrar edersek; Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış; Zamanla anlıyor insan dünyayı. 


Takıldım biraz bu dizede. Aslında dediğim gibi, hakikayen basit bir ifade. Basit, anlamı derin be aga, şeklinde demiyorum bunu. Basit, her anlamda basit; anlam olarak da yazınsal olarak da. Ama garip bir şey var. Dünyayı zamanla anlıyoruz. Kendim için de böyle olacağını ve hatta olduğunu düşünüyordum. Zamanla anladığımı sandığım şeyin dünya değil, bir yaşamak hali olduğunu ve bunun da spesifik olarak yalnızca benim yaşama deneyimime ilişkin olduğunu anladım. Bir adım ileri gidersem de bunun bir anlama değil, üstte yer verdiğim üzere, hissetmek deneyiminden ibaret olduğunu ise daha da geç fark ettim. 


Ve… nasıl denir? Sorunun tamamen dünya ile ilgili olmadığını bilmem kaçıncı kez anlamak… Fazlasıyla sinir bozucu.


İş arkadaşım da bana benziyor. Geçen gün, eski çalışma arkadaşlarından birinin taklidini yapıyordu. Yamuk bir ağız ve bir o kadar bunaltıcı bir üslupla. Taklidi yapılan kişi bir kadındı. Dolayısıyla ekstra jest ve mimiklerde art niyet olabilir. Fakat anlatılan da yoktu. “Üretim hatası.” demiş bir keresinde, iş arkadaşım arkasından. Çocuk bunu bana gülerek anlatıyordu. Zira doğru olduğunu düşünüyordu. “Birinin bizim hakkımızda sokabileceği en güzel laf.” dedim ona. Üstelik kibarlık olsun diye de değildi yorumum. Hakikiydim. Üretim hatası, kullanım hatası, hissetme hatası… 


Bir hatalar bütünü olduğumu iddia etmiyorum elbette. Kendimi seviyorum. Sadece, bazen, tüm bu hatalarla hiç var olmamış olmayı yeğliyorum. Heyhat, seçim bize kalmamış. 


1 Ocak 2024 Pazartesi

2024

 Yeni yılın ilk yazısı. 2024 kendisinden hiçbir beklentim olmamasına rağmen tüm beklentilerimi sığdırdığım bir yıl. Bir çok şeyin değişmesini, hem de olumlu anlamda değişmesini bekliyorum. 2023 benim için bir açıdan fazlasıyla kötü, sonlara doğru ise fazlasıyla iyiydi. 2024 ise bunun ötesinde olacak gibi hissediyorum. 


2024’te mutluydum, hayır, mutlu değildim ifadelerinden ötede; hayatımın bambaşka bir dönemine geçmiş gibi hissediyorum. 


Yapmam gerekenler var. Bir hayli fazlalar hem de. Ancak bu sefer, önceki yıllardan farklı olarak, içimde tuhaf bir kudret hissediyorum. Yapmam gerekenleri yapacak, yapmak için çabalayacak bir kudret. Hırs? Azim? Hepsi muhakkak. 


Yeni yılda yine bu blogu dolduracağım bir sürü zırvalıkla. Bu da ilki olsun. Kısa, öz fakat yine de, zırva. 


birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...