Bu yıl 67 yazı yazmışım. Bununla beraber 68 oluyor. Bu metin, pek muhtemel bir şekilde 2023 yılının son yazısı. Belirtmek gerekiyor ki hayatım boyunca “blogger”lık olarak ele aldığımızda bu kadar verimli geçirdiğim bir başka yıl olmadı ve yine, pek muhtemel, olmayacak.
Eskiden yazarların hayatına ilgi duyardım. Sevdiklerimin hayatlarına özellikle. Belki bir benzerlik yahut öneri bulabilirim ve yazmak için şevkle dolarım diye umuyordum. Ursula, Tolkien, London hatta bir ara sevmesem dahi üretkenliği ile tanıdığımız King ve Sanderson… Hepsine baktım. Aradığımı bulamadım. Fakat garip bir şekilde, Türkçe edebiyata eser vermiş yazarların ortak bir söylemini yakaladım Gerçi bu söylem evrensel; yabancılarda da sık sık rastlıyorum: Yazmasaydım çatlardım.
Yazmak bir kurtuluş muhakkak, amansız günlerde. Biraz köşeye de sıkışmak lazım geliyor. Bir keresinde, Şemdinli’de yaşarken henüz ben, büyük kuzenlerimle bir akrebi çevrelemiştik. Sanıyorum uhu kullanarak etrafını çizmiş ve sonra ateşe vermiştik. Akrep kendini sokacak mı diye merak ediyorduk elbette yahut işte, bilirsiniz, saldıracak mı bir anda, ateşlere dalacak mı? Akrep ne yapacaktı? Kuşkusuz heyecan verici bir deney ve deneyimdi. Ancak hatırlamıyorum. Akrebin etrafında oluşturduğumuz çemberi ve o çemberi ateşe verişimizi net bir şekilde gözlerimin önüne getirebiliyorum. Ama sonrası hatıramda yok.
Şimdilerde, bir şeyler yazmadan hemen önceki o delilik, çaresizlik ve bunalmışlık halinde kendimi sıklıkla o akrebe benzetiyorum. Etrafımda ateşler yakılmış, izleniyorum. Kendim tarafından hem de. Ne yapacağım? Ne yapabilirim? Yazabilirim, elbette. Fakat yazmak ne burada? Ateşe dalmak mı? Yanmak mı yoksa hızla hareket edip kaçıp gitmek mi? Hapisten kurtulmak? Yoksa kendi iğneni büyük bir zarafetle kendine batırmak mı? Hiçbiri belki de… Hala bir cevabım yok. Ama oradayım. Sık sık, o köşede, uhudan bir çember içinde, sıkışmış, tehdit edilmiş ve gözlenir bir korku içindeyim.
Bu yüzden neyi simgelediğini bilmemekle beraber bu yıl bu kadar çok yazdım. Başka çarem yoktu. Fazlasıyla uzun bir yıldı bir de. Bunu ayrıca belirtmem iyi olacak. Arkadaşlar edindim, arkadaşlar kaybettim, kalbimi paylaştım, kalbimi kendime sakladım, ha, askere gittim geldim, iş değiştiremedim, birkaç hayalimi gerçekleştirdim ve hayalim olduğunu sandığım birkaç şeyin de hayalim olmadığını anladım… Geçen gün BFF’mle konuşunca farkına vardım: Geçen yıl, bu yıl için dilediğim şeylerin yarısından fazlası gerçek olmuş. Bu iyi bir oran. Yılbaşı gözler kısılarak edilen niyetlerimin ise tamamına sahibim. Bu konuda ne diyebirilim? Hiçbir şey. Bazılarını istemiyormuşum.
Midem bulanıyor.
Kendimi bildim bileli geniş zamanlar hayal edenlerdenim. Telaşsız yılların aşığı, tutarsız bir avanağım. Geniş zamanlarım vardı bu yıl, ne yapacağımı pek bilemedim.
Hayat son derece kavisli ve yokuş yukarı. Canım sıkılıyor. Çiçeklere uzun zamandır bakmıyorum.