6 Aralık 2023 Çarşamba

karamsar bir çorba

 

Kendimi soyutlanmış hissediyorum. Bir his var içimde. Hayır, içimde değil, dışımda. Sanki o his çerçevesinde sıkıştım kaldım. Korkuyorum. Karar vermek mi korkutan yoksa verememek mi bilmiyorum. Gerçi, sanırım ikisi de aynı şey.

Eskiden sorunum olduğu zamanları düşünüyorum. Ve galiba o zamanları biraz özlüyorum. En kötülerini dahi. Zira o zamanlar sorun ne kadar kötü olursa olsun, ne olduğunu biliyordum. Nasıl mücadele edebileceğimi bilememek bile sorun değildi. Sorunu bilmek… İnanılmaz bir lüks gibi geliyor.

Sıkışmış, hareket edemez gibiyim. Bitki kadar bile canlı hissetmiyorum. Zaman nasıl geçiyor ve en ihtiyacım olan anlarda neden hiç geçmiyor anlamıyorum. Beynimin arkasında, ekseriyetle orta bölümünde bir katman var sanki. Metal bir kaplama gibi. Hiçbir şey dışarı çıkmıyor ve hiçbir şey içeri girmiyor. Kendi içinde kaynayan tuzsuz bir çorba sanki. İçemiyorum da.

Bir beklentim yok. Enerjim yok. İçim boş. Yetersiz ve daim hissediyorum.

Bundan on yıl sonra ne olacak hiçbir fikrim yok. Bu beni korkutmuyor da. Keşke on yıl sonrasından korkabilsem. Belki korkuyla bir şeyler yapabilirdim. Korku geçmişte pek çok şey yaptırdı bana. Oysa şimdi, korkamıyorum. Tek korkum sıkıştığım bu histen çıkamamak. Fakat bu korkunun da bir faydasını görmüyorum. Eskiden korkmayı severdim bu yüzden, artık sevmiyorum.

Hatta tuhaftır, korku içeriklerini dahi tek başıma tüketebilir hale geldim. Önceleri başkalarıyla birlikte dahi tüketemez, istemez, sevmezdim. Ancak şimdi, bazen, içime bir heyecan oturuyor ve o heyecan iyi hissettiriyor. İyi hissettiren ufak şeylerin peşinde debeleniyorum.

İnsan çoğu zaman bazı şeylerin değişmesiyle, belli şeylerin olması yahut olmamasıyla, kimi boşlukların dolmasıyla mutlu olacağına inanıyor. Zaman geçiyor. Şanslıysa –ve belki de şanssız- bu değişimler de gerçekleşiyor. Başka bir yere taşınıyoruz. Yer değişiyor; mekan, iş, insan, ruh… Fakat esasında hiçbir şey değişmiyor. Beklenti hayal kırıklığına bulanıyor ve hiçbir zaman yürünmeyecek diğer yol, ayak yahut tekerlek izlerine kapılmadan, çimenlere sarınıp öylece duruyor. Kim bilir belki de yas tutuyor.

Sanırım o yolun her zaman olacağını ve her zaman yürünmeyeceğini ve sırf bu yüzden her zaman yas içinde kıvranacağını anlamaya başlıyorum.

O zaman mutluluk nerede hiçbir fikrim yok.

Boşluğu ne dolduracak?

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...