3 Nisan 2024 Çarşamba

direnmek haktır.

 

“Koca Süleyman bana, Abdi gider de yerine Hamza gelirse, dedi... İşte öyle dedi. Dünyada boş olan, işe yaramaz olan hiçbir şey yok, dedi. Uğraşmak haktır. Savaşmak haktır. Dövüşmek, boş olmaz, haktır, dedi.”

Geçen sene bu zamanlar, yani tam olarak bu zamanlar değil ama bu zamanların çevresindeki zamanlarda, yine seçime girmiştik. Eh, malum, sonu büyük bir hüsran. Ama hatırlıyorum. Heyecanımı, coşkumu, inancımı ve gerçekleşeceğinden, daha doğrusu gerçek bir şeyler elde edeceğimize olan umudumu hatırlıyorum. Zerre kuşkum yoktu. Emindim. Güçlüydüm.

Hayal kırıklığı çok sert bir şey. Çarpıyor, yere seriyor ve sanki öylece yoluna devam etmiyor. Hayır, bir süre üstünüzde tepinmese olmaz…

Tabii hemen toparlanmaya çalıştım. Tekrar bir güç bulmaya çalışmak belki de en zoru. Şöyle böyle bir şeyler başardım. O zamanlar attığım sabit tweet’im hala Twitter profilimdeki sabit tweet’im. (Evet, hala Twitter.)

Bir iki hafta. Daha ateşli, daha inançlıydım. Sonra… Yitti. Biraz uzaklaştım. Hayal kırıklığım sadece sonuca ilişkin değildi zira, davranışlara ilişkindi de aynı zamanda. Hayal kırıklığına uğratılmıştım desteklediğim insanlar tarafından. Ve bunu unutmadım. Küskünlük baş gösterince insan grup yorum şarkıları dinleyerek kolay kolay alevlenemiyor tekrardan. Küskünlüğün hayal kırıklığından daha şiddetli olabileceğini o zaman anladım.

Zaman geçti. Umudum da yoktu. Yerel seçimler geldi. Kendini sol sanan ama uzun bir süre sağa kaymaktan başka bir şey yapmayan partiye oy atmamaya kararlıydım. Ki atmadım da. (Büyükşehir hariç gerçi.)  Gerisinde pek bir şek beklemiyordum.

Sonra yine 2019’daki gibi beklenmedik zaferler geldi üst üste. Çok fazlaydılar. Mucizeydiler. Hatırlıyorum; 2019 zaferinden sonra Beşiktaş sokaklarında dans eden insanları gördüğümde sosyal medyada, burnumda yaşamadığım bu ortamın özlemi tütmüştü. İstanbul’da değildim o zamanlar.

Yıl 2024. İstanbul’dayım. Öncekinden daha büyük bir zafer kazandık. Ancak o kadar sönmüşüm ki, hayalini kurduğum şekilde sevinemedim bile. Şaşırdım kaldım. Coşku her yerimdeydi ama harekete geçirecek bir odağı yoktu. Yine de, tam manasıyla hakkını veremesem de, bu şekilde kazanmak harika bir histi.

Ve ben tekrar umut doluyum.

Bugün bunun üzerinde düşündüm. Bu da bu topraklara has bir şey. Ümitsizliğe düşmek ve bir daha benzer hissedemeyeceğini düşünmek… Sonra tekrar ümitlenmek ve eskisinden de gür bir ateşle solumak…

Sevindim. Çok sevindim. Haz duydum. Gurur duydum.

Sonra Van olayları oldu. Hızla. Şaşırmadım. Bekliyordum zaten bir şeyler, fakat bu denli hızlı ve ayyuka çıkan bir alicengiz oyunuyla yapılması ve ve ve hiç utanılmaması biraz şaşırmadı desem yalan olur. Ben üç ay sonra falan bekliyordum.

Ne oldu? Halkın yetkisi gasp edildi. Aleni bir şekilde. Kaygısızca. Kudurmuş bir şekilde değil ama alışmış bir halde. Alışmak. Bu topraklar umuda da gebe, haksızlığa da. İnsanların bir döngü haline gelmiş haksızlıklara alışmasına şaşmamak gerek. Ama, evet, yine, bir kez daha ama; bu topraklar direnmeye de gebe. Alışan halkların direnci de bir başka oluyor bence.

Van halkı da öyle direndi. Haklı bir direnişti.

Ben, İstanbul’da, oturduğum yerde kızdım durdum. Ne olacaktı? Geri adım gelecek miydi? Gelmeseydi ne olacaktı? Alışmayacak mıydık? Ben bir şey yapacak mıydım? Ben ne yapabilirdim kendimi çaresiz görmekten gayrı?

Çok fazla düşünmek, haksızlık karşısında bir boka yaramıyor.

Van halkı fazla düşünmedi. Hakkını savundu korkusuzca. Birkaç şarlatanan diline pelesenk olduğu şekilde; zulme karşı mukavemet gösterdi. Ve haklı direnişinin sonucunu aldı. Bir haftada iki kez kazandılar. İlki müthişti, ikincisinin gerekmesi ne denli acı olsa da, ilkini de gölgede bıraktı.

Zulme karşı, haksızlığa karşı direnmenin nasıl hak olduğunu ve sonuca ulaşabileceğini tekrardan gösterdi. Gurur duyuyorum. Bir kez daha; Koca Süleyman’ın da dediği gibi, dövüşmek boş olmaz, haktır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...