11 Haziran 2024 Salı

yine yazın gelmesi ve domates.

 

Yine yaz geldi. Geçen yazdan biraz farklı hissediyorum. Kıştan ise… Eh, sanki kış vakti her şey daha parlaktı. Sönük bir yaz yani bu sefer, benimkisi. Neşesiz. Enerjisiz. Beni ben yapanın ne olduğunu pek bilmediğim ve açıkçası, bulabileceğimi düşünmediğim bir yaz. Kanım hiç mi hiç harlı değil, yavaş üstelik. Kendimi genç hissetmiyorum. Derim soyuluyor pek. Çiçekleri aramıyorum, sanki karşıma çıksalar da görmem gibi. Yanıyorum. Midemde bir bulantı ve yumru, kaçmamı salık veriyorlar bana. Her şeyi bırakmamı, yalnızca kaçmamı. Oysa kaçamayacağıma dair kuvvetli bir inanış var aynı yerde. Benliğimin kapana kısıldığını hissediyorum. Kaygısız değilim. Kuvvetli hiç değilim. Bisiklet ile yokuş aşağı salınan bir çocuğu, tam şu an, çok kıskanırım.

Ve doğrusu, anlam veremiyorum hiçbir şeye. Neydi istediğim? Ne istiyorum? Ne isteyeceğim? Yaşarken ne yapıyorum, ne yapmalıyım ve hatta yaşarken ne yapılır? Yaz değil mi gelen? Denize girmek lazım. Neden canım böyle bir şeyi istemiyor? Denize girmek, tatil yapmak, öğleden sonra ılık rüzgar altında uyuklamak? Mümkün değil hiçbiri. Sadece çalışacağım. Hovardalık da edemem artık -sanki hiç etmişim de- yaşlandım. Olgunlaşmam, güçlü, alımlı bir direk olmam bekleniyor. Bana dayananları hiç düşüremeyecek miyim?

Anneannemin bir bahçesi vardı. Domates yetiştirirdi. Taze, hatta henüz olgunlaşmamış, soluk renkli domatesler. Koparıp da ısırması pek güzeldi. Dinç bir histi her şeyden ziyade. Güçlü, genç ve iştahlı hissederdim. Tutkulu bir şey vardı bahçe ortasında taze domates yemekte. Islaktı. Her şeyin temelinde de bu olsa gerek, kadirşinas bir özet; bir daha asla o domatesleri yediğim andaki gibi hissedemeyeceğim. Tüm domatesler yetişti artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...