Ekmek almak mühim bir işti. Her aile için en önemli işti diyebilirim. Bu nedenle belli kurallarla düzenlenmiş bir eylemdi. Alınacak ekmek miktarı tam ve kesin bir şekilde alacak kişiye bildirilirdi. Eğer alacak kişi, ne kadar ekmek alacağı konusunda eksiksiz bir şekilde bilgilendirilmediyse eksik ekmek alması durumunda suçlanamazdı. Ekmek için verilecek para, alacak kişinin olur, alacak kişiyi görev tamamlanıncaya kadar bağlardı(Ne kadar ekmek alacağını bilmeyen bir alıcı, aldığı ilk ekmekle bu bağdan kurtulurdu).
Ekmek alma mesleğiyle dalga geçilmesi de yasaktı. Kişi, ekmek almaya giden biriyle dalga geçer ise, ekmek alacak kişinin alması gereken ekmekleri almakla mükellefti.
Anlayacağınız, ekmek almak teferruatlı bir işti.
Ekmek alma mesleğiyle dalga geçilmesi de yasaktı. Kişi, ekmek almaya giden biriyle dalga geçer ise, ekmek alacak kişinin alması gereken ekmekleri almakla mükellefti.
Anlayacağınız, ekmek almak teferruatlı bir işti.
Ben bu işi iki yıldır yapmaktayım. İlk yılın sonunda, aynı anda beş aileden iş alma hakkı kazandım. Bu sayede kendime de ekmek alabilir hale geldim. İnsanın kendine ekmek alabilmesi çok fiyakalı bir yetkinliktir. İnanmayabilirsiniz bana, ama size haşmetli devletimizin bana verdiği bilgiyle cevap veririm: On kişiden sadece ikisi kendi ekmeğini alabiliyormuş. İnanması zor ama gerçek bu. Yani demek istiyorum ki, ben son derece popüler biriyim. Bu nedenle, şimdi, sokakta yürürken, pek çok insan bana selam verir ve güldüğümü görmek ister.
Sokak kalabalık, hava kapalı, yağmur yakındı. Sonbaharın taze rüzgarları, sokakları süpürüyor, çöpçülerin işlerini iyice zorlaştırıyordu. Böyle bir zamanda çöpçü olmamak ne büyük bir lükstü. Yavaş adımlarıma eşlik eden ritmik bir sesle ağzımdan dualar dökülüyordu. Kendim için şükrediyordum. Ne de zengin, ne de şanslıydım! Onda ikiydim! Bu da, sekizden üstün olduğum anlamına geliyordu.
“Hey ekmekçi!” diye bir bağırış ulaştı kulağıma.
Arkamı döndüm. Müşterilerimden biri kan ter içinde bana doğru koşturmaktaydı. Bir iki adım atıp yolunu kısalttım.
Arkamı döndüm. Müşterilerimden biri kan ter içinde bana doğru koşturmaktaydı. Bir iki adım atıp yolunu kısalttım.
– Ekmeğin seninle olsun, dostum, dedim. Hayırdır, ne oldu?
– Ekmek getirmedin geçen salı, daha ne olsun yahu?
– Efendi, aklın yerinde mi senin? Ekmek istemedin ki getireyim!
– Ekmek getirmedin geçen salı, daha ne olsun yahu?
– Efendi, aklın yerinde mi senin? Ekmek istemedin ki getireyim!
Müşteri şaşkınca bakakaldı.
– Nasıl yani? diye sordu. Oğlum gelecekti istemeye?
Bilirsin onu, gördün daha önce. Gerçi bir süredir yoktu, evlendi geçenlerde.
– Bilirim, dedim. Tebrik ederim, ama hiç görmedim onu.
– Ne yani, dinlemedi mi sözümü? Vay hergele. Evlendi ya, adam oldu! Karısını da bir görsen; cahil, kara kuru bir şey. Yaşı genç daha ama, soyum kurtuldu diye seviniyorum en azından.
– Anladım, diye geçiştirdim. Halledersiniz siz aranızda, haydi tutma beni, diğer müşteriler bekler.
– Dur yahu, diye sitem etti, hevesli bir ifade yerleşti suratına. Daha bizim gelinin düğünde yediği haltı anlatmadım ki sana!
Bilirsin onu, gördün daha önce. Gerçi bir süredir yoktu, evlendi geçenlerde.
– Bilirim, dedim. Tebrik ederim, ama hiç görmedim onu.
– Ne yani, dinlemedi mi sözümü? Vay hergele. Evlendi ya, adam oldu! Karısını da bir görsen; cahil, kara kuru bir şey. Yaşı genç daha ama, soyum kurtuldu diye seviniyorum en azından.
– Anladım, diye geçiştirdim. Halledersiniz siz aranızda, haydi tutma beni, diğer müşteriler bekler.
– Dur yahu, diye sitem etti, hevesli bir ifade yerleşti suratına. Daha bizim gelinin düğünde yediği haltı anlatmadım ki sana!
Merak etmiyordum. Asla merak etmeyecektim. Omzunu sıktım ve acelem olduğuna dair bir şeyler mırıldanıp yoluma baktım. Eğer bir ekmek alıcısıysanız kimseyle yakın ilişki kurmamanız gerekir. Aksi türlü, eh, ekmek zor bulunur ve bir arkadaştan bedavaya ekmek istemek çok sık yaşanan bir durumdur.
En nihayetinde, yalan söylemiştim. Acelem falan yoktu. Hatta boş vaktim çoktu. Ben de denize gitmeye karar verdim. Şöyle bir kaç balık karşısında ekmek yemenin zevki de bir başka olurdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder