Düşümde kıyılardayım. Bodrum kıyıları... Martılar var, güneş gülümsüyor, denizin kokusu enfes. Birkaç balıkçı görüyorum, balık tutmaya gidiyorlar, selamlaşıyoruz. Beni tanımıyorlar, ben de onları tanımıyorum. Çok şey değişmiş, en son ne zaman gelmiştim buraya, hatıramda kalmamış.
Yine aynı yerdeyim. Güneşin iki yelkenli arasından doğduğu, bulutsuz gökyüzünün ortalandığı, kıyının en güzel yerinde. Yine yalnızım. Derdim yok, her şey güzel, ama yalnızım.
İzmir'deyim. Sokaklar kalabalık, insanlar mutlu, ne güzel aralarında dolaşmak ve paylaşmak o mutluluğu. Gecenin bir saati. Umursamazca ve neşeyle, belki biraz da şımarıkça yürümek ve selam vermek ne güzel olurdu!
Düşümde balkondayım. Yalnızım. Önümde bir kitap, aklımda kendi kitaplarım, yazmayı düşlüyorum. Bunu konuşma hayali çok güzel geliyor. Mum ışığının değdiği tek insan olmamak ne kadar da poetik?
Bundan mıdır bu kadar zor olması?
Düşümde yalnızım, tutarsızım, sabırsızım. Sitem ediyorum, bağırıyorum. Açıkçası; düşümde saçmalıyorum, çünkü bir tek düşümde yapabiliyorum.
Kendimi dinlerken.
8 Haziran 2018 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi
Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...
-
Akşamüstü. Cuma yahut perşembe. Saat neredeyse altı olmuş. Mesai bitmemiş ama bitirdim. Yerimden kalktım, vedalarımı ettim, asansöre yöneldi...
-
Sanki bir şey olacak. Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzga...
-
Özlem her yanımda. İçimde. Beynimde. Gözlerimin arkasında. Bazen izliyor. Plastik sandalyelerin kırık kolluklarında kendisini buluyor. Sarı ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder