Eskiye döndüm. Bir zamanlar bulunduğum topraklar, beni yeniden karşıladılar. Rahatsızlandım. Hatıralandım. Hayıflandım.
Bir balkonda oturuyorum şimdi, nefes alıyorum, fazla sıcak olmayan hava beni şaşırtıyor. Bunalıyorum, neden daha sıcak olmadığını sorguluyorum. Cevabı buluyorum.
Zihnim dolu, aldığım her soluk dolu, gözlerim dolu, yüreğim dolu, dudaklarım dolu, çenem dolu, boynum dolu, kulaklarım dolu. Canım acıyor, sokaklar uğulduyor, arabalar geçiyor, insanlar yoklar; yoktular.
Yalnızım bir balkonda, rahat olmayan bir koltuğun koynunda ve fazla cüretkar davranan rüzgarın kollarında. Burada bulduğum ve pek sevmediğim hatıralar; burada olmadığımı hatırlatıyorlar. Başkacaydı kurduğum hayaller ve burada değillerdi, uzaktaydılar.
İki okyanus sarmalıyor zihnimi. Surlar mı örüyorlar? Yıkamıyorum; surlar nicedir örülmüşler. Bastırıyorlar, bağırıyorlar, yakıyorlar. Ve ne zaman duyurmaya çalışssam sesimi, duymuyorlar. Surlar, engelliyorlar.
Savruluyorum, uçuyorum, düşüyorum, çarpıyorum; topraklar, açılıyorlar, yutuyorlar, kapanıyorlar. Işık yok oluyor, gözlerim kararıyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi
Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...
-
Akşamüstü. Cuma yahut perşembe. Saat neredeyse altı olmuş. Mesai bitmemiş ama bitirdim. Yerimden kalktım, vedalarımı ettim, asansöre yöneldi...
-
Sanki bir şey olacak. Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzga...
-
Özlem her yanımda. İçimde. Beynimde. Gözlerimin arkasında. Bazen izliyor. Plastik sandalyelerin kırık kolluklarında kendisini buluyor. Sarı ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder