6 Mart 2019 Çarşamba

öylesine mi?

Yıkık bir ev, orada; ikinci katındayım. Ortadan yarılmış, yarım bir camın en köşesindeyim. Öylece sığınmışım sanki. Silikon, metal, cam parçaları. Gözlerim yola takılıyor. Askerler var orada, uygun adım yürüyorlar. Güneş yollarını aydınlatıyor. Bir sessizlik duyumsuyorum. Her tarafıma çökmüş bir buluta benziyor. Bulutlar sessizlik olmuş. Yavaşça geri çekildiğimde sessizlik dağılır gibi oluyor, çatırdıyor, gürlüyor. Sessizlik duyulur olmuş. Korkuyorum. Askerler duymuş mu diye bakmak geçiyor içimden, ama hayır, bu çok riskli. Öylece geri çekiliyorum. Sürünüyorum. Bir parça geriye, birazcık sağa- sola mıydı yoksa? Sessizliği usulca yarıyorum. Bağıramıyor ama fısıltılar her yerde. Fısıltılar içimde. Birazcık daha geriye- sessizliğin dışında, sesin içinden bir çatırdı kopuyor bu sefer. Altımdaki zemin yıkılıyor. Ben öylece düşüyorum. Bedenime çarpan onca parça, beni gıdıklıyorlar gibi, gıdıklanıyorum. Sonra bir acı, başka bir acı, bir başkası daha; birçok acı hissediyorum her yanımda. Acı içimde. Altımda dağılan sessizlik bulutları arkalarında büyük gürlemeler bırakıyor. Sonra çarpıyorum. Düz bir zemin değil, yıkıntı. Parçalıyor beni. Kopan bir şeyler var, bakamıyorum, ölüyüm. Askerler geliyor mu? Askerler ölü. Şimdi toz bulutu var sadece, sessizlik yok olmuş. Ben sessizlik olmuşum. Her şeyi duyumsuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...