27 Mayıs 2020 Çarşamba
mimas farkına varıyor
Nihayetinde, Mimas, hakkında yazılmış her şeye ve söylenmiş en güzel sözlere karşın, yalnız kalmıştı. Issız sessizlikte öylece dikilirken, içi kan ağlarken, bedbahtlığından dem vururken ve bir ses duymak için ah vah ederken, bundan emin olmuştu. "Şimdi neredeler?" diye soruyordu yerdeki taşa. Köşeli, kırık taş; "Artık yoklar ve olmayacaklar," diye yanıtlıyordu. Sözleri kesindi. Acıydı. Mimas tuttuğu gibi uzaklara attı o taşı. Taş kumda sürüklendi, arkasından nahoş bir toz kalktı. Rüzgarı tozu Mimas'a getirdi. Mimas tozu teneffüs edince yanlış bir iş yaptığını hemencecik anladı. Kahrolmuşluğu içinde yok olmuş, sağduyusunu yitirmişti, öyle ki taşın koştuğu gerçeği, şimdi yalnızca toza karışmış, yitik bir hatıradan ibaretti.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi
Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...
-
Akşamüstü. Cuma yahut perşembe. Saat neredeyse altı olmuş. Mesai bitmemiş ama bitirdim. Yerimden kalktım, vedalarımı ettim, asansöre yöneldi...
-
Sanki bir şey olacak. Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzga...
-
Özlem her yanımda. İçimde. Beynimde. Gözlerimin arkasında. Bazen izliyor. Plastik sandalyelerin kırık kolluklarında kendisini buluyor. Sarı ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder