Garip bir düş görüyor gibiydi. Sanki ölmüştü ve yeni biri olarak doğmuştu. Tuhaf bir hayaldi bu. Daha önce düşlemediği bir hayal.
Miras eline geçer geçmez başlamıştı bu hayal. Her şeyi değiştirmişti. Güneş bile farklı doğar olmuştu, ki bu değişen şeylerin en küçüğüydü. En büyük değişme yeni bir takım almasıydı. Kahverengi, kaliteli kumaştan yapılma bu takım, ona saygı bahsetmişti. Sokakta, insanların gözünde saygı. Doğrusu bu çok şaşılacak bir durumdu. İki hafta önce herkes suratına tükürürdü. Rahatça yürümesine müsade edilmezdi; yediği sayısız omuz sonucunda dimdik yürüyemez olmuştu. Devamlı eğik boynu, öylece kalakalmıştı.
"Şimdi," diye düşünüyordu, "hepinizi alacak param var ama düzelmiyor boynum."
Bazı günler ağladığı olurdu. Derme çatma, bir dolap büyüklüğündeki odasını sayısız kez gözyaşlarıyla yıkardı. Sarıldığı kokmuş yastığı, içindeki boşluğu doldurmaya yetmiyordu. Ama şimdi o boşluğu dolduracak yüzlerce yastık alabilirdi. Bu yastıkları kuş tüyüyle doldurabilir ve dilediğince yırtabilirdi onları. Artık zengindi ve yastıklardan dahi saygı görür olmuştu.
Yeni bir hayat başlamıştı ve eskisini yıkma hırsı içini yakıp kül ediyordu. Eski günlerini hatırlatacak her şeyi yok etmek istiyordu. Ve eğer yeniden hayata gelecek olsa kendini dahi öldürürdü.
Odasını kiraladığı evin orta yaşlı bir temizlikçisi vardı. Beyazlaşmış ve dökülmeye başlamış saçları olan, büzülmüş, hüzünlü suratıyla devamlı temizlik yapan bu kadının, gencecik, cahil mi cahil bir kızı vardı. Bu kız o eski hayatındandı. Annesine yardımcı olmak için küçük odasını temizlerken karşılaşmışlardı.
Ertesi gün yatağına almıştı kızı ve üç ay sonra kız hamile kalmıştı. O zamanlar bu umut verici bir haberdi. Eğer doğru düzgün bir iş bulabilirse kendi ailesini kurulabileceğini düşünmüştü. Kız hamarattı ve eğer uğraşırsa onu sevebilirdi. Hem doğurgan olması da büyük avanyajdı. Çocuklar para demekti.
Geriye kalan her şey gibi bu da başka bir zamanın düşü, düşüncesi, umuduydu. Başka bir ömrün...
Bu yüzden kıza veda ettiğinde hiçbir üzüntü duymamıştı.
"Artık gidiyorum." demişti. Kısa ve netti. Sesi buz gibiydi. Yabancıydı.
Şaşkın mavi gözler bakakalmıştı. Birkaç damla gözyaşı eğri burnuna yönelmişken, başını hayır anlamında sallıyordu kız.
"Gebeyim." diyebilmişti iki nefes arasında, "iki ay kaldı!"
İki ay... Ne kadar da uzun bir zamandı. Ama o artık beklemek istemiyordu. Yeni bir hayattı onu bekleyen.
Nihayetinde cevap vermemişti kıza, odadan çıkmış ve arkasına bakmamıştı. Koridorda kızın annesi ayaklarına kapanmış, yalvarmıştı. Neler işittiğini hiç hatırlamıyordu. Tek bir söze dahi önem vermemişti.
Kız iki ay sonra bebekle beraber ölmüştü.
Her şey tamamen bir düş gibiydi. Sanki biri üstüne oyun oynuyor ve tüm bunlar olsaydı ne tepki vereceğini görmek istiyordu. "Evet, böyle olmalı!" diye düşündü coşkuyla. Biri ne kadar kötü olabileceğimi görmek için bana bir oyun oynuyor; bir düş bu!
Rahatlatan düşüncenin içinde usulca yayılmasına izin verdi. Ama kalbindeki huzursuzluk aldanmamıştı. Ona hatırlatıyor, onu uyarıyordu. O huzursuzluk biliyordu ki tüm yaşananlar gerçekti ve o gerçekten de kötü biriydi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi
Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...
-
Akşamüstü. Cuma yahut perşembe. Saat neredeyse altı olmuş. Mesai bitmemiş ama bitirdim. Yerimden kalktım, vedalarımı ettim, asansöre yöneldi...
-
Sanki bir şey olacak. Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzga...
-
Özlem her yanımda. İçimde. Beynimde. Gözlerimin arkasında. Bazen izliyor. Plastik sandalyelerin kırık kolluklarında kendisini buluyor. Sarı ...
Tolstoy tadı aldım. Teşekkürler.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim.
YanıtlaSil