29 Haziran 2023 Perşembe

18. hayat. kablo. soyutlanıyorum. uyanamamak yahut uyuyamamak.

Hayat.

İyi şeyler oluyor, kötü şeyler oluyor; devam ediyoruz. Uzun bir yol. Dinlenme tesisleri de pek nadir. Düşünmeye bol vakit oluyor. İşler yapıyoruz, hobiler ediniyoruz, insanlar kazanıyoruz, kaybediyoruz. Bu konuda before üçlemesinin son filmine bayılıyorum. Şu yazlıktaki Yunan teyzenin repliğine özellikle. Yolda sabitlik olmaz sanırım. Bazen “şeyler”le aynı yolda olduğumuzu sanıyoruz, fakat bu sadece bir kesişmeden ibaret. Çok sevdiğim bir arkadaşım bu yol üzerinde bir otobüste olduğumuzu düşler zaman zaman. Bizimle beraber ilerleyecek olanlar var ve yolda inip aktarma yapacaklar. Aktarmaları sevmem. Galiba ben sabit bir insanım. Hareket halinde olduğum tek yer yol. Açıkçası o yolda da eve dönüşü arıyorum.

 

Kablo.

Kabloları sevmiyorum. Nasıl da külfetler. Bir şeylere bağlı kalıyorlar ve ancak uzunlukları kadar özgürlüğe sahibiz. Kaynaktan beslenmedikçe var olamayan şeylere acıyorum. Görünmez kablolarımız var. Uygun prizleri bulmadıkça uzunluklarının da bir anlamı yok.

 

Soyutlanıyorum.

Soyutlanma yeteneğim olduğunu bilmiyordum. Yalnızlık soyutlanmayı hızlandıran bir şey. Bu yazılara da yansıdı daha önce, yalnızlık hakkındaki fikirlerim yani. Hayatımın ekseriyetinde yalnızdım. Bunu en çok, yalnız olmadığım dönemlerde bir şeyler anlatma kabiliyetimin olmamasından anlıyorum. İzi kaldı. Değiştirmek kolay değil. Bozuk bir değirmenden halliceyim. Suyu taşıyorum. Deliklerden sızsa da bir noktada taşıyorum. İşlevini yerine getiriyor yani. Yalnızlıktan korkmuyorum. Su akıyor. Her şeyin üstümden akıp gitmesine bayılıyorum.

 

Uyanamamak.

Günler çok çabuk geçiyor. Geç uyanıyorum. Geceleri yatamıyorum. Uykum gelmiyor. Uyumak benim için hep sorun olagelmiştir.  Çocukken erken yatağa gönderilince sayısız kez ağlamışımdır. Sızacak seviyeye gelmeden yatağa girince aklıma düşünmek istemediğim her şey geliyor. Bunu bir ancak yirmi beş yaşımda askerdeyken çözdüm. Sırf uyumak için yatağa girme fikriyle ancak o zaman barıştım. Geçen mart ayında yani. Müthiş bir şeydi. Müthiş bir lükstü aslında. Daha fazla sahip olmayı dilerdim fakat yine yitirdim. Uyumayı sevmiyorum.

 

Kısa oldu biraz. Eh, aklımda da uzun şeyler yok zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...