Hayat.
İyi şeyler oluyor, kötü şeyler
oluyor; devam ediyoruz. Uzun bir yol. Dinlenme tesisleri de pek nadir.
Düşünmeye bol vakit oluyor. İşler yapıyoruz, hobiler ediniyoruz, insanlar
kazanıyoruz, kaybediyoruz. Bu konuda before üçlemesinin son filmine
bayılıyorum. Şu yazlıktaki Yunan teyzenin repliğine özellikle. Yolda sabitlik
olmaz sanırım. Bazen “şeyler”le aynı yolda olduğumuzu sanıyoruz, fakat bu
sadece bir kesişmeden ibaret. Çok sevdiğim bir arkadaşım bu yol üzerinde bir otobüste
olduğumuzu düşler zaman zaman. Bizimle beraber ilerleyecek olanlar var ve yolda
inip aktarma yapacaklar. Aktarmaları sevmem. Galiba ben sabit bir insanım.
Hareket halinde olduğum tek yer yol. Açıkçası o yolda da eve dönüşü arıyorum.
Kablo.
Kabloları sevmiyorum. Nasıl da
külfetler. Bir şeylere bağlı kalıyorlar ve ancak uzunlukları kadar özgürlüğe sahibiz.
Kaynaktan beslenmedikçe var olamayan şeylere acıyorum. Görünmez kablolarımız var.
Uygun prizleri bulmadıkça uzunluklarının da bir anlamı yok.
Soyutlanıyorum.
Soyutlanma yeteneğim olduğunu
bilmiyordum. Yalnızlık soyutlanmayı hızlandıran bir şey. Bu yazılara da yansıdı
daha önce, yalnızlık hakkındaki fikirlerim yani. Hayatımın ekseriyetinde
yalnızdım. Bunu en çok, yalnız olmadığım dönemlerde bir şeyler anlatma
kabiliyetimin olmamasından anlıyorum. İzi kaldı. Değiştirmek kolay değil. Bozuk
bir değirmenden halliceyim. Suyu taşıyorum. Deliklerden sızsa da bir noktada taşıyorum.
İşlevini yerine getiriyor yani. Yalnızlıktan korkmuyorum. Su akıyor. Her şeyin
üstümden akıp gitmesine bayılıyorum.
Uyanamamak.
Günler çok çabuk geçiyor. Geç
uyanıyorum. Geceleri yatamıyorum. Uykum gelmiyor. Uyumak benim için hep sorun
olagelmiştir. Çocukken erken yatağa
gönderilince sayısız kez ağlamışımdır. Sızacak seviyeye gelmeden yatağa girince
aklıma düşünmek istemediğim her şey geliyor. Bunu bir ancak yirmi beş yaşımda
askerdeyken çözdüm. Sırf uyumak için yatağa girme fikriyle ancak o zaman
barıştım. Geçen mart ayında yani. Müthiş bir şeydi. Müthiş bir lükstü aslında. Daha
fazla sahip olmayı dilerdim fakat yine yitirdim. Uyumayı sevmiyorum.
Kısa oldu biraz. Eh, aklımda da
uzun şeyler yok zaten.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder