12 Ekim 2018 Cuma

Yetersiz Bir Hak Teslimi - The Wolven Storm



Evet, nihayet buradayım. Bu yazının başında. Nicedir yazmayı planladığım -birkaç denemede başarısız olduğum- yazının başında.

Bu yazı nedir? Neyin peşindedir? Bu yazı, Wilcza Zamieć tarafından Lehçe kaleme alınan, Aleksandra Motyka tarafından İngilizceye çevrilen ve Marcin Przybylowicz tarafından zekice bestelenip bir şaheser olarak hayat bulan The Wolven Storm adlı şarkıya yönelik bir hak teslimidir. Başka bir ifadeyle, "The Wolven Storm neden bir şaheserdir?" sorusunun cevabıdır.
Şarkıyı sözleriyle aşama aşama incelemeye geçmeden önce, neyi anlattığını, amiyane bir tabirle nereden çıktığına kısaca değinmek istiyorum.

Polonyalı bir yazar olan Andrej Sapkowski, 1992 yılında yazmaya başladığı Witcher serisinde, çarpık bir mutant ile hırslı bir büyücünün aşkını ustaca ve eşsiz bir şekilde kaleme aldı. Bu aşk destansı öykünün ana odağı değildi elbet, fakat yine de öne çıkmayı başardı. Bunda, elbette, bu aşk öyküsünün kendine özgü yapısı etkiliydi. 
Yine Polonya çıkışlı bir oyun firması olan CDPR'nin aynı adla çıkardığı oyun serisinin son oyunu, yani The Witcher 3: Wild Hunt için bestelettirdiği oyun müzikleri arasında yer alan The Wolven Storm, yukarıda saydığımız yaratıcı isimlerin ortak tutkuları içinde hayat buldu.

İki aşığın gelgitlerle dolu, uyumsuz, fakat tutkulu ve kader tarafından tayin edilmiş aşkı, The Wolven Storm'da müziğin diliyle anlatılıyor.

The Wolven Storm’u bu kadar güzel yapan şey ne?

Kuşkusuz bestenin önemi büyük ve bunun için teşekkürler Marcin'e gidiyor.  Seçilen enstrümanlar, her bir nota, hepsi son derece titiz bir emeğin sonucu. Fakat, Marcin'e minnettarlığımı yüzeysel ve açıkça yetersiz bir şekilde iletip, asıl anlatmak istediğim şeye, sözlere geçmek istiyorum. Şarkıyı bölümleriyle ele alıp, onun katmanlı bir şekilde bir aşkı nasıl bu kadar güzel anlattığını tekrar anlamak ve de anlatmak istiyorum.

Bu yazıya bir şekilde ulaşmış sevgili okurum, gel lütfen, seninle beraber
 The Wolven Storm bize ne diyormuş dinleyelim. Onun kendi kendini söylemesine izin verelim.


"These scars long have yearned for your tender caress-
To bind our fortunes, damn what the stars own-
Rend my heart open, then your love profess
A winding, weaving fate to which we both atone"

Şarkı bu dörtlük ile başlıyor. İlk dizeler Geralt'ın perspekrifinden yazılmış. Onun serzenişlerini ifade ediyor. Özlemini, sitemini, aşkını.
Bedeni yaralarla bezenmiş Geralt, Yen'in şefkat ve sevgi dolu dokunuşlarına özlem duyuyor. Ayrı düşmüşler. Hem mekan olarak hem de aralarındaki ilişki açısından. Bu yüzden bu ayrılığa sebep olan talihlerine lanet okuyor Geralt.
Sonra Yen'e serzenişte bulunuyor. Belki de sığınıyor. Sevgisini istiyor ve yine o kör talihten medet umuyor.

"You flee my dream come the morning
Your scent - berries tart, lilac sweet
To dream of raven locks entwisted, stormy
Of violet eyes, glistening as you weep"

Ardından Nakarat başlıyor. Yine Geralt'ın perspektifinden bakıyoruz. Dizelere yine özlem hakim. Geralt'ın Yen'i rüyalarında bulduğunu, kendini bununla avuttuğunu görüyoruz. Ben, bu dizelerin aynı zamanda kitaplara, Yen'in zamansız gidişlerine gönderme olduğunu düşünüyorum.
Beni bu dizelerde en çok etkileyen şey, Geralt'ın hatırladığı şeylerin, Yen'i gördüğü ilk zamanda hemen farkına vardığı özellikleri olması. Aşık olduğu şeyler, ilk izlenimleri. Kokusu, gözleri, hem hüznü hem tehlikeyi hem de saçlarını temsil eden kuzgunlar...

"The wolf I will follow into the storm
To find your heart, its passion displaced
By ire ever growing, hardening into stone
Amidst the cold to hold you in a heated embrace"

           Bu kez Yen'in perspektifine geçiyoruz. Dizeler olduğundan daha derin, daha içten bir anlatım sergiliyor. Sert, güçlü ve bir noktada dominant olarak tanıdığımız Yen'in Geralt'a olan aşkını, Geralt'ın aşkına olan ihtiyacını görüyoruz.
Fırtınanın simgelediği kaosa sürüklenen hayatlarında, Geralt'ı izleyişinden, arayışından bahsediyor. Onun bu fırtınanın ardındaki, surlarla korunan, duygulardan arınmış olması gereken kalbine ulaşma çabasını anlatıyor. Yine bu fırtınanın, soğuğun içinde sıcacık bulduğu kalbe sarılışını anlatıyor.
Ayrıca şarkı boyunca Yen'e sadece tek bir dörtlük verilmesi, Geralt'a oranla duyguları konusunda daha içe kapanık olmasıyla güzel bir uyum yakalıyor.

"You flee my dream come the morning
Your scent - berries tart, lilac sweet
To dream of raven locks entwisted, stormy
Of violet eyes, glistening as you weep"

Nakarat ile sözü tekrar Geralt alırken, şarkı bir an için karşılıklı bir konuşmaya dönüyor. Dandelion tarafından yazıldığını bildiğimiz için, ister istemez aklımıza dördüncü kitap ve Dandelion'ın Geralt ile Yen'in hareketlerini birer diyalogmuşçasına tasvir edişi geliyor.

"I know not if fate would have us live as one
Or if by love's blind chance we've been bound
The wish I whispered, when it all began
Did it forge a love you might never have found?"

Nakarattan sonra Geralt ile devam ediyoruz. Bu dörtlük tamamen Son Dilek hakkında. Kadere serzenişlerle başlıyoruz yine. Bir türlü bir olamamalarına değiniyor Geralt. Geleceğe dair bir umut ve umudun arkasında şüphe görüyoruz. Sonra Geralt dilekten bahsediyor. Sürekli kesişip ayrılan kaderlerine veryansın ettikten sonra bu dizeler gelince bir şüphe içinde olduğunu daha net görüyoruz. Her şeyin başında kaderlerini bağlayan dileği olmasaydı, aralarındaki aşkın hiç var olup olmayacağını merak ediyor. Ve ezginin ritmik ilerleyişiyle bu dize, bize derin bir acı ve kederi sunuyor.

"You flee my dream come the morning
Your scent - berries tart, lilac sweet
To dream of raven locks entwisted, stormy
Of violet eyes, glistening as you weep"

Şarkının sonunda tekrar nakarat karşılıyor bizi. Ve böylece son sözler de bir aşk ilanı ile bitiyor. Böylece Geralt'ın sorgulamayı bıraktığını görür gibi oluyoruz. Ama emin olmamıza olanak yok. Olması gerektiği gibi...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...