12 Ekim 2018 Cuma
mimas - ııı
Sevgili Ettyies,
Uzun zamandır sana yazma fırsatı bulamamıştım, canım. Beni affet. Dün sabah Tiep sınırlarını geçerek düşman topraklarına girdik. Yurdum, içinde biricik karımla, ardımda kaldı. İçim buruk ama endişeye mahal verme; gözlerim öldürülen yurttaşlarımızın, tehdit edilen değerlerimizin büyüttüğü kor bir ateşle yanıyor. İleriye bakıyorum, ve inan bana, zaferden başka bir şey görmüyorum.
Marrfold'dan aldığım bilgiye göre üç güne kalmaz düşman ordularıyla karşılacağız. Marr, onları ormana çekmemiz gerektiğini söylüyor. Danışmanlardan Lif ise bunun yanlış olduğunu, tanrıların bizi cezalandıracağını söylüyor. (Daha doğrusu emrediyor). Hangisini dinleyeceğime şu an için karar vermedim. İmparator babamın dediği gibi, savaş alanını kendim görmeli, toprağa ellerimle dokunmalıyım. Ancak o zaman doğru kararı verebilirim. Ama canım, bunlar önemsiz şeyler, bulduğum bu kısa vakitte bunlardan bahsetmem çok kötü. Beni tekrar affet. Biliyorum, edersin sen. Hep ettin ve hep edeceksin. Ah, sıcak kolların her gece rüyalara dalmadan önce hayal ettiğim son şey oluyorlar. Sonra rüyamda sana kavuşuyorum. Artık yazmalıyım. Gözlemci birlikler geldi. Rapolarını almam gerek.
- Senin olan kocan Mimas
(Savaş Yılı 212. Gün)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi
Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...
-
Akşamüstü. Cuma yahut perşembe. Saat neredeyse altı olmuş. Mesai bitmemiş ama bitirdim. Yerimden kalktım, vedalarımı ettim, asansöre yöneldi...
-
Sanki bir şey olacak. Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzga...
-
Özlem her yanımda. İçimde. Beynimde. Gözlerimin arkasında. Bazen izliyor. Plastik sandalyelerin kırık kolluklarında kendisini buluyor. Sarı ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder