12 Ekim 2018 Cuma
mimas - ıv
Yılların ardında, soğuk Güneş yok olmadan ve pınarlar kurumadan hemen önce, eskimiş, antik sayılan bir uzay gemisi dünyanın yörüngesinde asılı kaldı.
Çiziklerle dolu kalın camın ardından görülen metalik dünya, aldığı soluk ışıkları geri yansıtıyor, onun güzel zamanlarını hiç görmemiş olan mürettebata veda ediyordu.
Kaptan Mimas, elinde içeceği, çektiği sandalyenin yanında öylece oturmuş, dünyaya kederle bakıyordu. Bunu biraz tuhaf bulmamak elde değildi. Kaptan Mimas, güzelliğe pek değer vermez, ölümden etkilenmezdi. İnsanlığa bir an için yuva olmuş bu metallere sarınmış gezegen hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. Üstelik soyunda dünyada yaşamış kimse de yoktu. Yine de, işte, orada oturmuş kederle dünyayı seyrediyordu.
Bunun sebebi neydi?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi
Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...
-
Akşamüstü. Cuma yahut perşembe. Saat neredeyse altı olmuş. Mesai bitmemiş ama bitirdim. Yerimden kalktım, vedalarımı ettim, asansöre yöneldi...
-
Sanki bir şey olacak. Sanki bir esinti, belki bir titreme olacak. Bir şey hissedeceğim. Beklediğim türden. Sanki bir elimi kaldırsam, rüzga...
-
Özlem her yanımda. İçimde. Beynimde. Gözlerimin arkasında. Bazen izliyor. Plastik sandalyelerin kırık kolluklarında kendisini buluyor. Sarı ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder