Aşırı yoruldum. Çok yorgun hissediyorum.
Her açıdan. Zihinsel bir yorgunluk, bedensel bir yorgunluk, duygusal bir
yorgunluk; hepsi üstüme çullandı. Cuma çok kötü bir gündü. Kendimi fazlasıyla
kötü hissettiğim, neden kötü hissettiğimi tam kavrayamadığım bir gündü.
Esasında kötü hissetmem bir haber almamla başladı. Ancak bu haberin beni bu
kadar etkilemesini beklemiyorum. Midem kasıldı, göğsümde bir tür acı hissettim.
Belki de eskiye döneceğimden korktum bir an için. Ve bir an için, metroda, üzgün
bir şekilde eve dönerken, evet, bir an için, bazı kurtuluşları düşündüm. Ensem
soğudu. Çiçeklerim soldu. Fakat ben, huzur bulabileceğime inandım.
Çok zaman geçti. Geçmeyen ve
tükenmeyen hiçbir şey yok. Buna inanıyorum. O yüzden sahip olduğum şeyleri
tüketmemeye çalışırım. Korumacıyım. Kolayca kapılmamaya çalışıyorum. Gerçi zor
artık, bir şeylere doğrudan atlamak ve kontrolümün olmayışına sevinmek. Artık
pek hissetmiyorum. Heyecanlanmıyorum. Şevk duymuyorum. Tam anlamıyla minör tür
depresyon geçirdiğimden eminim. Ne zaman bitecek bilmiyorum. Eh, işin sonu hep “kabullenebilirim.”
yazıma geliyor. Gerçekten artık hiçbir şeyin iyi olmamasını kabullenebilirim.
Sadece üzülmeyi bırakayım ve bir daha hiçbir hayal kırıklığı bulmasın beni.
Hafta izne çıkıyorum. İş beni çok
yordu. İşimden nefret ediyorum. Bir süre görmek, duymak istemiyorum. Belki
telefonumu kapatırım. Sosyal medyadan da yoruldum. İşin aslı, her şeyden
yoruldum. İnsanlardan yoruldum. Yeni bir insanla tanışmak ne zor geliyor şimdi,
tüm o şeyleri tekrar tekrar anlatmak ve anlaşılmayı beklemek… Yeniden ummak, hiç
karşılanmayacak beklentiler içine girmek… Hepsinden bıktım. Sanırım tek
istediğim, tatile çıkmak ve balkona serilmiş sert kilim üstünde köpeğime sıkıca
sarılmak. Beni iyileştireceğini inanıyorum. İki hafta oldu onu görmeyeli.
Fazlasıyla özledim. Elimi ısırmasını da karnını kaşıtmasını da uyurken homurdanmasını
da ve en çok da kokusunu özledim. Benimle olacağını biliyorum. Beni sevdiğini
biliyorum. Yer yer bana öfkeleniyor da. Küfür hatta bazen. Fakat ne zaman görse,
işten sonra, sabah; kuyruğu heyecanla sallanıyor.
Kuyruğunun heyecanla sallandığını
görmeye ihtiyacım var.
Ben coşkun bir insanım.
Ekseriyetle memnunum hayatımdan. Sürekli heyecanlanacak, mutlu olacak bir
şeyler bulurum. Neşeliyim. Aklım da bir karış havadadır. Gerçi, belki de hepsi
için -di’li geçmiş zaman kullanmalıydım. Zira bir süredir bunların hiçbiri
olmuyor. Sebebini yukarıda belirttim. Ancak çok garip geliyor. Esasında tüm
sorunlarımı ve çözümlerini saptayabiliyorum. Ama ne zaman üzerinde düşünsem
sanki zihnim görünmek bir engele takılıyor. Çok basit bir şeyi düşünemiyor,
kendimi ikna edemiyorum. Zihnim kocaman bir dağınıklık ve asla toplayamıyorum.
Nasıl toplayacağımı bilmiyorum zira. Zamanla toplanır, tek düze hale gelir
düşüncelerim ve tek bir düşmanla savaşmak daha kolay olur diye umuyordum, ancak
çoğaldıkça çoğalıyor piç kuruları.
İnsan eylemlerini anlayamamak korkunç.
Duygusal zekam çok yüksektir benim. Gerçekten, kendimi övmek için demiyorum.
Gerçi ne düşündüğünüz sanırım pek umurumda değil. Neyse, özetle insanların eylemlerini
anlamlandırabiliyorum ve bunu isabetli bir şekilde yapabiliyorum. Sözler, hareketler
ve sair tüm olasılıklar sonucu insanların nasıl hissedebileceğini çok küçük bir
yanılma payıyla kestirebiliyorum. Ama biri var. Anlamlandıramıyorum. Hayır, bu
romantik bir şey değil, merak etmeyiniz. Sadece anlamlandıramıyorum. Ne
istiyor, ne amaçlıyor, hiçbir şekilde anlamıyorum. Benden ne istediğini bilmeyi
çok isterdim ama sanırım bu imkansız. Ve içimden bir ses hiçbir zaman
bilemeyeceğimi söylüyor. Sorun değil. Zaman geçer. Ben değişirim. Değişmek
zorunda kalacağımdan eminim.
Artık mutsuz hissetmek
istemiyorum. Hiç hem de. Daimi bir mutluluk da değil arzum. Sadece, artık, en
azından bir süre için, mutsuz hissetmek istemiyorum. Mutsuz hissetmediğim
zamanlarda nasıl hissettiğimi, içimde bir boşluk duyumsayıp duyumsayamadığımı
hatırlamıyorum artık. Bilmem lazım. Bildiklerimden memnun olmasam da ve bazen
bildiklerimi istemesem de bilmem lazım. İstediğim şeyler olacak mı yoksa boşa
mı kürek sallıyorum bilmem lazım. Bir yerim olacak mı yoksa yalnızca
kullanılanlardan mı olacağım, bilmem lazım. Herhangi bir sistemim olmayacak.
Sadece bir hiç uğruna beklemekten yoruldum.
Artık beklemek, beklentiye
girmek, hayal etmek ve ummak istemiyorum. Bir balık gibi nehirde hayatta kalayım,
nefes alayım olanca gücümle ve yosunlar girsin mideme yeter. Daha fazlasını
istemem sanırım.
Bugünlerde hayvan olmayı amma çok
istiyorum. Keşke kuş olsam.
Neyse.
Nefretle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder