6 Ağustos 2023 Pazar

yorgunluğum üstüne kısa ve sıkıcı bir monolog.

 

Aşırı yoruldum. Çok yorgun hissediyorum. Her açıdan. Zihinsel bir yorgunluk, bedensel bir yorgunluk, duygusal bir yorgunluk; hepsi üstüme çullandı. Cuma çok kötü bir gündü. Kendimi fazlasıyla kötü hissettiğim, neden kötü hissettiğimi tam kavrayamadığım bir gündü. Esasında kötü hissetmem bir haber almamla başladı. Ancak bu haberin beni bu kadar etkilemesini beklemiyorum. Midem kasıldı, göğsümde bir tür acı hissettim. Belki de eskiye döneceğimden korktum bir an için. Ve bir an için, metroda, üzgün bir şekilde eve dönerken, evet, bir an için, bazı kurtuluşları düşündüm. Ensem soğudu. Çiçeklerim soldu. Fakat ben, huzur bulabileceğime inandım.

Çok zaman geçti. Geçmeyen ve tükenmeyen hiçbir şey yok. Buna inanıyorum. O yüzden sahip olduğum şeyleri tüketmemeye çalışırım. Korumacıyım. Kolayca kapılmamaya çalışıyorum. Gerçi zor artık, bir şeylere doğrudan atlamak ve kontrolümün olmayışına sevinmek. Artık pek hissetmiyorum. Heyecanlanmıyorum. Şevk duymuyorum. Tam anlamıyla minör tür depresyon geçirdiğimden eminim. Ne zaman bitecek bilmiyorum. Eh, işin sonu hep “kabullenebilirim.” yazıma geliyor. Gerçekten artık hiçbir şeyin iyi olmamasını kabullenebilirim. Sadece üzülmeyi bırakayım ve bir daha hiçbir hayal kırıklığı bulmasın beni.

Hafta izne çıkıyorum. İş beni çok yordu. İşimden nefret ediyorum. Bir süre görmek, duymak istemiyorum. Belki telefonumu kapatırım. Sosyal medyadan da yoruldum. İşin aslı, her şeyden yoruldum. İnsanlardan yoruldum. Yeni bir insanla tanışmak ne zor geliyor şimdi, tüm o şeyleri tekrar tekrar anlatmak ve anlaşılmayı beklemek… Yeniden ummak, hiç karşılanmayacak beklentiler içine girmek… Hepsinden bıktım. Sanırım tek istediğim, tatile çıkmak ve balkona serilmiş sert kilim üstünde köpeğime sıkıca sarılmak. Beni iyileştireceğini inanıyorum. İki hafta oldu onu görmeyeli. Fazlasıyla özledim. Elimi ısırmasını da karnını kaşıtmasını da uyurken homurdanmasını da ve en çok da kokusunu özledim. Benimle olacağını biliyorum. Beni sevdiğini biliyorum. Yer yer bana öfkeleniyor da. Küfür hatta bazen. Fakat ne zaman görse, işten sonra, sabah; kuyruğu heyecanla sallanıyor.

Kuyruğunun heyecanla sallandığını görmeye ihtiyacım var.

Ben coşkun bir insanım. Ekseriyetle memnunum hayatımdan. Sürekli heyecanlanacak, mutlu olacak bir şeyler bulurum. Neşeliyim. Aklım da bir karış havadadır. Gerçi, belki de hepsi için -di’li geçmiş zaman kullanmalıydım. Zira bir süredir bunların hiçbiri olmuyor. Sebebini yukarıda belirttim. Ancak çok garip geliyor. Esasında tüm sorunlarımı ve çözümlerini saptayabiliyorum. Ama ne zaman üzerinde düşünsem sanki zihnim görünmek bir engele takılıyor. Çok basit bir şeyi düşünemiyor, kendimi ikna edemiyorum. Zihnim kocaman bir dağınıklık ve asla toplayamıyorum. Nasıl toplayacağımı bilmiyorum zira. Zamanla toplanır, tek düze hale gelir düşüncelerim ve tek bir düşmanla savaşmak daha kolay olur diye umuyordum, ancak çoğaldıkça çoğalıyor piç kuruları.

İnsan eylemlerini anlayamamak korkunç. Duygusal zekam çok yüksektir benim. Gerçekten, kendimi övmek için demiyorum. Gerçi ne düşündüğünüz sanırım pek umurumda değil. Neyse, özetle insanların eylemlerini anlamlandırabiliyorum ve bunu isabetli bir şekilde yapabiliyorum. Sözler, hareketler ve sair tüm olasılıklar sonucu insanların nasıl hissedebileceğini çok küçük bir yanılma payıyla kestirebiliyorum. Ama biri var. Anlamlandıramıyorum. Hayır, bu romantik bir şey değil, merak etmeyiniz. Sadece anlamlandıramıyorum. Ne istiyor, ne amaçlıyor, hiçbir şekilde anlamıyorum. Benden ne istediğini bilmeyi çok isterdim ama sanırım bu imkansız. Ve içimden bir ses hiçbir zaman bilemeyeceğimi söylüyor. Sorun değil. Zaman geçer. Ben değişirim. Değişmek zorunda kalacağımdan eminim.

Artık mutsuz hissetmek istemiyorum. Hiç hem de. Daimi bir mutluluk da değil arzum. Sadece, artık, en azından bir süre için, mutsuz hissetmek istemiyorum. Mutsuz hissetmediğim zamanlarda nasıl hissettiğimi, içimde bir boşluk duyumsayıp duyumsayamadığımı hatırlamıyorum artık. Bilmem lazım. Bildiklerimden memnun olmasam da ve bazen bildiklerimi istemesem de bilmem lazım. İstediğim şeyler olacak mı yoksa boşa mı kürek sallıyorum bilmem lazım. Bir yerim olacak mı yoksa yalnızca kullanılanlardan mı olacağım, bilmem lazım. Herhangi bir sistemim olmayacak. Sadece bir hiç uğruna beklemekten yoruldum.

Artık beklemek, beklentiye girmek, hayal etmek ve ummak istemiyorum. Bir balık gibi nehirde hayatta kalayım, nefes alayım olanca gücümle ve yosunlar girsin mideme yeter. Daha fazlasını istemem sanırım.

Bugünlerde hayvan olmayı amma çok istiyorum. Keşke kuş olsam.

Neyse.

Nefretle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...