6 Temmuz 2023 Perşembe

24. arıyorum, sakınmıyorum, kafelerim.


Arıyorum.

Çok fazla şey arıyorum. Tüm enerjim sömürülüyor. Kimi şeyleri umutla arıyorum. Bulacağıma inancım tam. Beklemediğim anda da değil, beklediğim, uğraş verdiğim anlar silsilesinden birinde. Bazı şeylerin ise ben ne yaparsam yapayım, beklemediğim bir anda, ilgimi, uğraşımı beklemeden bana ulaşacağının farkındayım. Ancak yine de arıyorum. Tüm arayışlarım iyi değil. Bazı şeyleri de korkarak arıyorum. İstemsizce, bazen, çok nadiren yüksek bir istençle; fakat ne zaman bulduğumu sansam, midem korkuyla kasılıyor. Her şey siliniyor, her şey özgürleşiyor, hızlı, ruhsal bir girdabın esiri olacakmış gibi hissediyorum. Ateşim sönecek, soluklar hiç bedenime girmeyecek ve zaman tüm mutlaklığını yitirip, beni amansız, acımasız bir şekilde geriye götürecek gibi geliyor. O yoğun kasılma anında, arayışımın sonuç vermemesini, bir gün, hiç bulamadan nihayete ermesini dilemekten başka çarem kalmıyor. Bazı şeyleri ise ararken aradığımın farkında olmuyorum. Yalnızca bulduğumda, evet, bunu arıyordum diyebiliyorum. Bu buluşlar gerçekten nadiren oluyor, öyle ki mucize gibi hissediyorsunuz. Keşke daha fazla olmasının imkanı olsa. Elimden geleni yapardım.

 

Sakınmıyorum.

Yüreğim hiçbir şeyi sakınmak istemiyor. Zihnimden, daha geniş bir ifadeyle içimden geçen her şey dışarı çıksın istiyorum. His, duygu, düşünce; hepsi. Bir bir söylemek, dışa vurmak istiyorum. Bir enerji misali, aklımdan geçenler, benim, varoluşumun dışında bir alan kaplamalı. Şöyle oturunca, yayılmalıyım. Mülkiyetçi bir edayla değil, özgür, insanca bir yayılma bu. Bence herkesin kaplaması gereken bir alan var bu dünyada. Herkesin yayması gereken bir enerji, söylemesi gereken sözleri var. Sadece var olabilmek yahut tam olmak gayesiyle değil, aynı zamanda ulaşabilmek için. Yolda değil miyiz nihayetinde? Eh, biliyorum ki benim de yolum uzun ve heyecanım hiç yüksek değil.

 

Kafelerim.

Her defasında farklı yerlere giden, sürekli yeni bir şeyler deneyen bir insan değilim. Kök salmayı severim. Her defasında farklı yerden yemem, hep farklı bara gitmem ve kafelerim vardır. Hiçbir şey keşfetmez, denemez biri de değilim. Arzuladığımdan daha çok değişim isterim. Sadece… Sık sık olmaz işte. Arada. Tadında. Bir kafeye gidip, oraya çökmek, beğendiysem, kendimi orada rahat hissediyorsam sürekli oraya gitmek isterim. Orada kök kalmak, tanınmak, çalışanlarıyla sohbet etmek bana iyi geliyor. Güleç insanlar varsa hele ki; değmeyin keyfime. Şu sıralar iki kafe arasında kaldım. Birinde daha rahatım aslında. Daha çeşitli geliyor. Daha uyumlu hissediyorum. Diğerinde daha az rahatsız hissediliyorum ve çalışanlarını daha çok seviyorum. İlkinin çalışanları soğuk biraz. Yersiz üşümeleri sevmem. İkincideyim şu an. İçimden, “Keşke ilkine gitseydim.” diyorum.

 

Pek yazasım yok. Sanırım bir öykü yazacağım. Bunaldım. Bir umutsuzluk hali çöktü. Bir şeyler sevmem ve sevdiğim şeyden çarpıcı bir mutluluk duymam lazım. Coşkulu biriyim. Her hissin coşkulu tarafından kuşanmadıkça, sanırım, nasıl olduğunu anlamaksızın, korkuyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...