10 Temmuz 2023 Pazartesi

rüyalar üstüne.

 Dün gece kötü rüyalar gördüm. Kabuslar daha doğrusu. Biri ilginçti. Esasında kabus değildi. Yani rüyanın kendisi kabus değildi fakat görme fikri kabus gibi geldi. Meta bir yaklaşımla. Neden gördüm bilmiyorum. Son zamanlarda hiç o tür bir düşüncem yoktu. Bilinçaltım neyden etkilenmiş olabilir diye biraz düşündüğümde ise, elbette aklıma birkaç fikir geliyor. Yine bu rüya, sandığım kadar etkilemedi beni. 

Eskiden rüyalar hakkında yazmayı severdim. En sevdiğim öykülerimden biri teyzem hakkında aslında. “Bir garip rüya rengi.” Ne içindeyim zamanın’dan çakma bir isim koymuştum. Fiyakalı bir şey yaptığımı düşünüyordum. Ama o öyküde yazılanlar gerçekten hoşuma gidiyor. Benim için çocukluğuma çok kısa bir seyahat. Teyzeme okutmuştum bir ara. Ağlamıştı. O ağlayınca üzülmüştüm. Fakat çok net hatırlıyorum, bir yanım mutlu olmuş, belki de gurur duymuştu. Güç hissiydi belki de bu. Ortaya koyduğum bir şeyle, birinde bir tesir bırakmaktı… Ve tesirin kendisinden önemli olması, azıcık da korkutmuş, vicdani sorgulamalara itmişti. 

Bir şey üretmek, bir şey öldürmek gibi geliyor kimi zaman. Bir fikri öldürmek, alternatifi hiç etmek, bir anı sömürmek ve kullanmak. O an benimdi. Sözlerim teyzeme ulaşmış ve onu ağlatmıştı. Aklındaki kimi ona ait düşünceler, benim verdiğim şekillere bürünerek ölmüştü. Artık nasıl düşündüğümü biliyordu ve kendi hayalinde canlandıracağı hiçbir düşünüş şeklim gerçeğiyle mücadele edemezdi. Belki de bu kaybına ağlıyordu. Yahut ben dramatize ediyorum. Dramatize etmek hoşuma gidiyor zira. Yazmaktan ve okumaktan en çok hoşlandığım tema hüzün teması. 

Hayattaki en büyük hayranlığım orta dünya evreninedir. Beni hayatta tutan kaçış imkanlarından biri oldu çünkü. Eğer onunla tanışmamış olsaydım, bu yaşıma gelebilir miydim emin değilim. Tek dövmem de yine oradan. Düşününce o evrenle ve anlatıyla ilgili en sevdiğim şey ne macera, ne dostluk ne de başka bir şey. Elbette bunlara tapıyorum. Ama diğer tüm eserlerden farkı bunlar değil benim için. Hüzün. Orta dünya evrenine fazlasıyla ağırbaşlı ve derin bir hüzün ekili. Her taşında, her toprağında hissediyorsunuz bunu. Tarifi güç trajediler tarafından ekilen bir hüzün bu. Büyük hatalardan sonra gelen, sert geçen kışın hemen ardındaki şefkatli bahar gibi. Bir yitirme söz konusu, solma ve veda. En güzel günler geride kalmıştır, en güzel mucizeler trajedilerle diplere batmıştır. Yağmur yas akıtır, hava yaslıdır, nehirler, taşlar, çiçekler, hayvanlar; hepsinden, olmuş ve olacak şeylere dair sakin bir yas tınısı yükselir. Buna bayılıyorum. Bu yüzden en çok yas ve hüzün hakkında yazmayı seviyorum. 

Bu sevgim ise ara ara rüyalarıma siner. Beni en çok etkileyen rüyalarım da kabuslar yahut mutluluk içinde olanlar değil, bu tür hüzünlü olanlar olur hep. Çünkü gerçekten yaşadığım rüyalarım da bir tek onlardır. Ve rüyaları yaşamak, bence, son derece sancılı bir ol

ay. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...