16 Ocak 2018 Salı

Tuhaf Bir Mektup


Sevgilim, bu mektubu münasip bir giriş yazamayacak bir zamanda kaleme alıyorum. Umarım yazımı ve özensiz sözlerimi mazur görebilirsin. Sevgilim, umarım iyisindir. Umarım baban kötü davranmıyor dur sana(gaddardır çünkü o), umarım annen başını ağrıtmıyordur, umarım ağabeyin seni koruyordur… Zor zamanlarda yaşıyoruz ve ben çok uzağım sana. Seni koruyamıyorum, seni göremiyorum bile. Ama sakın ha üzülme, kötü değil bu! Belki bildiğimiz anlamda göremiyorum ama sen her gece rüyalarıma giriyorsun. Her gece öpüyorsun beni ve ben her gece ağlıyorum. Bu rüyalar her ne kadar güzel olsa da, özleminin acısı, daha da büyüyor içimde, daha da çok özlüyorum seni. Ah, biricik aşkım! Umarım iyisindir…
Sevgilim, buradan bahsetmek isterim sana, fakat aşkımız için katlandıklarımı yüzüne vuruyormuşum gibi hissetmeni istemem, zira burası çok kötü. Hava her gün kapalı ve sık sık yağmur yağıyor. Yerler sürekli çamur. İnsanlar sert, acımasız ve umursamaz. Fabrikada çalışamadığım ilk günler dilenmek zorunda kaldım. İnanır mısın, aşkım, tek bir metelik bile bulamadım. Bu da beni çalmaya yöneltti. İnsan, başına neler geleceğini bilemiyor, biricik sevgilim. Bir ekmek, iki ekmek derken, bir bakmışsın hırsız olmuşsun… Neyse ki yakalandım. Bir ay işkenceyle dolu geçen hapis hayatının sonunda, nihayet saldılar beni. Tek bacağım sakat, burnum kırık ayrıldım o lanet hapishaneden(beni artık beğenmemenden korkuyorum)!
Hapishaneden sonra kurye olarak bir iş bulabildim. Sakın namuslu bir iş olduğunu düşünme, hayatım! Değildi çünkü. Fakat, sevgilim, ah biricik sevgilim, inan bana yapmak zorundaydım! Senin için, bizim için… Mazeret değil belki bu, biliyorum. Sen, benim dürüstlüğümü sevmiştin, biliyorum. Hayal kırıklığına uğradın, biliyorum. Fakat, suçlu ben değilim! Değilim işte ve bunu asla kabul etmeyeceğim! Benim tek istediğim para kazanmaktı, böylelikle o beş para etmez babana başlık parasını ödeyebilecektim! Ah, o baban yok mu, papatyam, tam bir şerefsiz!
Biraz ara vermiştim, hayatım, ama döndüm şimdi. Sakinleşebildim nihayet. Zaten fazla zamanım da kalmadı. Sana şunu özellikle söylemek istiyorum, aşkım, lütfen benden vazgeçme. Lütfen, lütfen, lütfen! Belki o sevdiğin adam değilim artık, ama bunun suçlusunun ben olmadığımı da hatırla. Bu şehir mahvetti beni! Bu insanlar, ah, bu gözleri rütbeden başka bir şey görmeyen hayvanlar! Paraya tapanlar ve onurumu yok sayıp, onu kirletenler… Umuyorum ki kızgın ateşlerde geberirler!
Biliyorum, bunları benim nasıl söyleyebildiğimi merak ediyorsun. Dedim ya; bu şehir… Çok değiştim, sevgilim. Artık kendimi tanıyamıyorum. Umarım sen tanıyabilirsin; kavuştuğumuzda…
-Sadık Aşığın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

birtakım iç dökmeler ve bahçe hortumu öykünmesi

Kendimi bildim bileli bir takım sıkıntılarım var. Psikolojik. OKB. Bu cümle biraz tuhaf oldu. Pek içime sinmedi. Sanki biraz gerçeği... eksi...