Size bu hikayeyi pek tahmin edemeyeceğiniz bir yerden yazıyorum. Burası soğuk. Sert ve kuru kuzey rüzgarı, kemiklerime kadar donduruyor. Her gün başım ağrıyor. Dişlerim çürümeye başladı. Arada sırada damarlarımın ağrıdığını, sanki kanımın durduğunu hissediyorum. O anlar… sanki yaşamıyorum. Sanırım birkaç tehlikeli hastalığa aynı anda yakalandım. Sanırım öleceğim. Burası… Ölmek için uygun bir yer gibi görünüyor. Tepemde yıldızlar; Ana beni izliyor. Onun huzurunda öleceğim sanırım. Bu, aynı zamanda beni ürkütüyor, onun huzurunda ölmeye layık olmama korkusu ölmemi engelleyecek raddeye geldi.
Layık olmamak… Benim gibi bir adam nereye layık olabilir ki? Hangi çöplük beni kabul eder, hangi pislik dolu çukur beni bağrına basar, hangi bataklık benimle bir olmak ister?
Hiçbiri, evet, hiçbiri! Kötü bir yaratığım ben, bir ucube! Sefil, kötü, şeytanlık dolu bir ucube! Nerede ölebilirim, nerede bu ait olmadığım dünyadan ayrılabilirim ki? Kader çok acımasız değil mi? Benim gibi biri, iğrenç bir mahluk… Kadere bakın; Yüce Ana’nın huzurunda ölüyorum. Bu nasıl bir kader? Yaşamım boyunca, etrafıma yeterince zarar verdiğim yetmedi mi? Şimdi, bir de ölürken zarar vereceğim. Değersiz bedenim toprağa karışırken, kurtlar artık atmayan kalbimi yerken… Bu iğrenç görüntüyü, Yüce Ana’ya nasıl sunabilirim? İçim sıkışıyor, Ana. Beni affet. Yapmış olduğum kötülükler için; aldığım canlar, söndürdüğüm ocaklar için… Hayasız ve basit biri olduğum için, şehveti yanlış yerlerde aradığım ve bulduğumda da bırakmadığım için… Hayırsız bir adam, iğrenç bir insan, içi saf kötülük dolu bir şeytan olduğum için beni affet Ana!
Zarif ve muhteşem yıldızlarını kirlettiğim için; senin önünde öldüğüm için beni affet!
Ah, Yüce Ana’m…
Engel yok, ölüyorum…
Layık olmamak… Benim gibi bir adam nereye layık olabilir ki? Hangi çöplük beni kabul eder, hangi pislik dolu çukur beni bağrına basar, hangi bataklık benimle bir olmak ister?
Hiçbiri, evet, hiçbiri! Kötü bir yaratığım ben, bir ucube! Sefil, kötü, şeytanlık dolu bir ucube! Nerede ölebilirim, nerede bu ait olmadığım dünyadan ayrılabilirim ki? Kader çok acımasız değil mi? Benim gibi biri, iğrenç bir mahluk… Kadere bakın; Yüce Ana’nın huzurunda ölüyorum. Bu nasıl bir kader? Yaşamım boyunca, etrafıma yeterince zarar verdiğim yetmedi mi? Şimdi, bir de ölürken zarar vereceğim. Değersiz bedenim toprağa karışırken, kurtlar artık atmayan kalbimi yerken… Bu iğrenç görüntüyü, Yüce Ana’ya nasıl sunabilirim? İçim sıkışıyor, Ana. Beni affet. Yapmış olduğum kötülükler için; aldığım canlar, söndürdüğüm ocaklar için… Hayasız ve basit biri olduğum için, şehveti yanlış yerlerde aradığım ve bulduğumda da bırakmadığım için… Hayırsız bir adam, iğrenç bir insan, içi saf kötülük dolu bir şeytan olduğum için beni affet Ana!
Zarif ve muhteşem yıldızlarını kirlettiğim için; senin önünde öldüğüm için beni affet!
Ah, Yüce Ana’m…
Engel yok, ölüyorum…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder